Makale

Alkol ve Uyuşturucunun Zararları ve Gençliğin Alkol ve Uyuşturucudan Korunmasında Alınması Gerekli Önlemler

Alkol ve Uyuşturucunun Zararları ve Gençliğin Alkol ve Uyuşturucudan Korunmasında Alınması Gerekli Önlemler

Şuayip ÖZDEMtR *

Özet:

Bir ülkenin geleceğinin teminatı gençliktir. Millet olarak amacımız, bedenen sağlam, sağlık­lı düşünebilen, doğru karar verebilen, milletine yararlı gençler yetiştirmek olmalıdır. Gençler, bu dönemde çevrelerindeki olumsuzluklardan kolayca etkilenebilmektedirler. Bu olumsuzluklardan biri de uyuşturucu kullanmadır. Milli ve manevi değerlerden mahrum kalma, müstehcen yayınlar, aile bağlarının zayıflaması, aile içerisinde sevgi ve şefkatten yoksun kalma, boşanmaların artışı ve idealsizlik, gençlerin uyuşturucuya yönelmesinde etkili olan faktörlerden bazılarıdır.

Islâm uyuşturucu kullanımını yasaklamaktadır. Islâm uyuşturucu kullanımına yol açabile­ceği için alkol kullanımını da yasaklamaktadır. Gençliğin uyuşturucu vb. zararlı alışkanlıklardan korunmasında ailelere ve okullarda öğretmenlere büyük görevler düşmektedir. Aileler çocuklarıy­la ilgilenmeli, onlara gerekli sevgi ve şefkati göstermeli, seçtikleri arkadaşlardan haberdar olma­lıdır. Gençleri ruhi açıdan denge içerisinde tutabilecek ve zararlı alışkanlıklara yönelmesine set teşkil edecek şekilde gerek ailede, gerekse okullarda din eğitimine ağırlık verilmeli ve gençler mil­

li ve manevi değerlerden haberdar edilmelidir. Uyuşturucuyla mücadelede herkes üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.

Anahtar Kelimeler: Gençlik, Alkol ve Uyuşturucu, Aile, Din Eğitimi, Arkadaş.

Abstract:

Hazards of Drugs and Necessary Measures to be Taken to Protect the Young.

The most important thing in the future of a country is its youth. Our aim as a nation is to have young who are strong enough, balanced in thought and beneficial to his nation.

The young are affected from the things around. One of these things is the use of drugs. Lack of moral education and family love, divorce, lack of any ideal are some of the effects to be important for the young.

Islam that is beneficial to mankind in any sense forbids using drugs. Islam also bans alco­hols due to a start for using drugs. In protecting the young from drugs, families and teachers are of importance. Families should protect their children and show kindness and respect to their children. Not only in family but also in school, the young should be given a sufficient religious education. Everybody in society must support the struggle against using drugs.

Keywords: Youth, Drug, Family, Religious Education, Struggle Against Drugs, Friends.

GİRİŞ

Bir ülkenin geleceğinin teminatı gençliktir. En değerli yatırım, gençliğe yapı­lan yatırımdır. Millet olarak amacımız, bedenen sağlam, sağlıklı düşünebilen, doğ­ru karar verebilen ve milletine yararlı gençler yetiştirmek olmalıdır.

Gençlik dönemi, gelişmenin en hızlı ve karmaşık olduğu bir dönemdir. Genç­ler, bu dönemde çevrelerindeki olumsuzluklardan kolayca etkilenebilmektedirler. Bu olumsuz faktörler, gençlerin yaşamını alt üst edebilmektedir. Çevrede yer alan olumsuzluklardan biri de, uyuşturucu tuzağıdır.

Bir gencin çevresiyle uyum içinde olması, en başta akıl sağlığıyla mümkün­dür. Aklın en büyük düşmanlarından biri olan uyuşturucu maddeler, gencin uyum gücünü olumsuz yönde etkilemekte, onu ailesinden ve toplumdan uzaklaştırarak yalnızlığa itmektedir.

Gençlerin uyuşturucu bataklığına düşmesine engel olmak ve onlara iyi bir çevre oluşturmak için önlemler alınması zorunluluk arz etmektedir. Gençlerin so­runlarının çözülmesi, sağlıklı bir kişilik yapısına sahip olmaları ve zararlı alışkan­lıklardan korunmaları yönünde ailelere, öğretmenlere, kitle iletişim araçlarına, da­ha doğrusu millet olarak herkese büyük görevler düşmektedir.

Ortaya koyduğu bütün ilkelerinde insanın yararını gözeten İslâm dini, alkolü ve uyuşturucu olarak isimlendirebileceğimiz sarhoş edici her şeyi, yine insanın ya­rarım düşünerek yasaklamıştır. Bu yönde bir yasaklama ortaya koyarken, dengeli ve sağlıklı bir insan yetişmesini amaçlamıştır. İslâm’ın uyuşturucu maddelere bakış açısının ortaya konulması, uyuşturucuyla mücadelede alınacak önlemlere olumlu katkılar sağlayacaktır. İşte biz bu çalışmamızda, uyuşturucu madde bağımlılığını artırıcı etkenler, uyuşturucu maddelerin zararları, Islâm’ın sarhoş edici nesnelere bakışı, gençlerin,zararlı alışkanlıklardan korunmalarında ailenin rolü ve bu konuda alınması gereken önlemler üzerinde duracağız.

A- ALKOL VE UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞINI ARTIRICI ETKENLER

Günümüzde gençlik arasında uyuşturucu kullananların sayısında gözle görü­lür bir artış yaşanmaktadır. Uyuşturucu madde kullanma yaşı ortalama 13’e düşmüş bulunmaktadır. Yeniden Sağlık ve Eğitim Vakfı’nca, 9 ilde ilköğretim 6. ve lise 2. sınıflarda eğitim gören 24 bin 250 öğrenci üzerinde yapılan ‘Sigara, Alkol, Madde, Araştırma, Yaygınlık 2001 Araştırması’nm (SAMAY) sonuçlarına göre katılımcı­ların ilk kez denediği uyuşturucu maddeler arasında ilk sırayı % 1.4 ile esrar, % 1.3 ile sakinleştirici haplar almıştır. Araştırmada Türkiye’deki öğrencilerin uyuşturucu maddeleri, yabancılardan farklı olarak, eğlenmenin yanında rahatlamak, sakinleş­mek ve sorunlardan uzaklaşmak için içtikleri sonucuna varılmıştır.1

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Arif Verimli, Alkol ve Madde Bağımlıları Tedavi Merkezi’nin (AMATEM) araştırmalarından hareket­le, Türkiye’de ortaöğretimdeki öğrencilerin arkadaş grubundan dışlanmamak, “bir kez denemekle bir şey olmaz” düşüncesini taşımak ve çevrenin uyuşturucu madde kullanımına uygun olması nedeniyle bu alışkanlığa başladığını vurgulamıştır. Ço­cuklarını sevgisini göstermeyerek çok disiplinli davranan baskıcı aileler ile çocuk­larım ilgisiz derecede serbest bırakan ailelerin çocuklarında madde bağımlılığının daha çok görüldüğünü kaydeden Verimli, anne-babaların çocuklarını yaşamın ger­çeklerine göre hazırlamaları gerektiğini belirtmiştir.2

Ortaya çıkan rakamlar uyuşturucunun ülkemizin geleceği açısından önem arz eden gençlik için ne derece büyük bir tehdit oluşturduğunu gözler önüne sermekte­dir. Ayrıca, okul önlerinde bile küçük yaşta çocuklara uyuşturucu madde satılması hadiselerine sık sık rastlamamız olayın ulaştığı boyutları göstermektedir.

Gençlerin uyuşturucu madde kullanmasına sebep olan birçok faktör bulun­maktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

a- Günlük sorunların yarattığı kaygı ve sıkıntıdan kurutulmak için, uyuşturucu ya da alkollü maddelerin faydalı olabileceği şeklinde hatalı bir inancın yerleşmesi,

b- Uyuşturucu madde kullanmanın düşünce, duygu, yaratıcılık ve yetenekleri artırdığına ilişkin bir inancın bulunması ve bunun iletişim araçları ile yayılması, c- Kültür ve kuşak çatışması olarak ortaya çıkan sıkıntı ve tedirginliğin bu tür maddelerle bastırılmak istenmesi, aynı zamanda gençlerin bu maddeleri yerleşik düzene ve topluma karşı bir başkaldırma ve karşı çıkma olarak kullanmaları,

d- Ulaşımın ve dağıtımın çok süratlenmesi ile kitleler için bu maddelerin te­mininin kolaylaşması, buna karşılık bunların yapım, dağıtım ve satışının ekonomik kârlılığı nedeni ile, yasal kontrollerin zaman zaman yetersiz kalabilmesi/

e- Uyuşturucu maddelerin gelip geçici olarak keyif, ferahlık ve mutluluk vermesi, f- Uyuşturucuların gençler arasında sosyal ilişkiyi kuran bir araç olarak kabul edilmesi,4

g- Merak.5

h- Kötü arkadaş çevresi ve uyuşturucu ortamında bulunma, ı- Başıboşluk ve tatminsizlik,

i- Taklit, ilgi çekme ve özenti,

j- Sevgiden yoksun, huzursuz veya aşırı serbestliğin yaşandığı aile ortamların­da yetişme.

Gençleri uyuşturucuya yönlendiren bu etkenlerin yanısıra, bira ve alkol de uyuşturucu kullanmada bir başlangıç teşkil etmektedir. İstanbul Tıp Fakültesi Psi­kiyatri Bölümüne müracaat eden 70 alkolik hasta ile ilgili olarak bira yönünden şöyle bir sonuç ortaya çıkarılmıştır:

a- 70 hastanın çoğunluğu içkiye bira ile başladıklarım belirtmişlerdir, b- Orada tedavi gören alkoliklerin %20’si bira bağımlısıdır, %80’ni ise yine bira ile içkiye başlamış, daha sonra bira ile yetinmeyerek içki içmeyi sürdürmüşler­dir.

c- Bira bağımlılarının, diğer içki bağımlılarından ruhi özellikler ve yan tesir­ler bakımından açık bir farkları yoktur,6

Görüldüğü gibi, bira zamanla içki alışkanlığını da beraberinde getirmekte­dir. İçki ise kişiyi uyuşturucu, madde kullanımına kadar sürükleyebilmektedir. Buradan hareketle bira ve alkolün, yukarıda sıraladığımız sebeplerin yanı sıra kişinin uyuşturucu madde kullanma alışkanlığı kazanmasında etkisinin olduğu­nu söyleyebiliriz.

B- ALKOL VE UYUŞTURUCU MADDELERİN ZARARLARI

Farmakolojik özellikleri nedeni ile santral sinir sisteminde bir uyuşukluk mey­dana getiren, çok kuvvetli ağrı giderici özellikleri olan, kişide ruhsal ve fiziksel ba­ğımlılık yapan,7 yapısal ve aklî faaliyetleri değiştirebilen maddelere uyuşturucu madde denilmektedir.8

insanın davranışlarında, düşüncelerinde ve duygularında anormal değişiklik meydana getiren uyuşturucu maddelerin en çok kullanılanları şunlardır: Afyon, morfin, eroin, esrar, kokain, kadinin, anhalim levini, LSD ve kloral eter.

Bunun yanında son yıllarda tiner, uhu, bally, ecstasy ve sakinleştirici-yatıştı- rıcı maddeler kullananların sayısında ciddi bir artış yaşanmaktadır.

Kötü alışkanlıkların başında gelen alkol ve uyuşturucu madde kullanmanın in­san sağlığına ve topluma yaptığı tahribat tek kelime ile korkunçtur. Uyuşturucu maddelerin insan sağlığı üzerinde meydana getirdiği rahatsızlıkları şöyle sıralamak mümkündür.:

a- Zehirlenme: Alman uyuşturucu madde ile vücut zehirlenir, b- Mide ve Bağırsaklara Tesiri: Uyuşturucu madde kullananlarda bulantı, kus­ma, karın ağrıları, ishal, mide ve bağırsak kanaması, ülser, mide ve bağırsakların iç cidarlarında kan toplanması ve şişkinlik, yara ve tahribatlar meydana gelir.

c- Böbreklere Tesiri: Uyuşturucu kullananlarda idrar tutulması veya artması olur. İdrarda albümin ve kan miktarı artar, uyuşturucu madde böbrek hücrelerini tahrip ederek ciddi böbrek rahatsızlıklarına sebep olur.

d- Karaciğere Tesiri: Uyuşturucu madde karaciğer yetmezliğine, karaciğer bü­yümesine ve karaciğerin anormal çalışmasına sebep olur,

e- Gözlere Tesiri: Şaşılık, ışığa ve mesafeye uyumsuzluk, gece körlüğü, göz adale felci, göz bebeğinin daralması ve genişlemesi uyuşturucu maddenin her za­man görülen tesir ve belirtileridir.

f- Solunum Sistemine Tesiri: Nefes darlığı, öksürük ve boğulma uyuşturucu kullananlarda görülen belirtilerdir.

g- Kan Üzerindeki Tesiri: Uyuşturucu madde kullananlarda kansızlık, kan ze­hirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve sayı bakımından değişiklikler olur.

h- Deri Hastalıkları: Uyuşturucu madde kullananlarda deri üzerinde kızartılar, kabarcıklar, sivilceler, yaralar, siyah renkli noktalar ve sertleşmeler meydana gelir.

ı- Ruhi Hastalıklar: Uyuşturucu maddelerin sinir, akıl ve ruhi sistemler üze­rindeki tahribatı diğer organlara yaptığı tahribatın üzerindedir.

Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler, hezeyanlar, illusyon, halusinasyonlar, zeka ve hafıza geriliği ve çeşitli akıl hastalıkları9, dikkatin dağıl­ması, düşünme sürecinde ve hatırlamada güçlükler, tutum ve davranışlarda çarpık­lıklar oluşması10 uyuşturucu madde kullananların yaşayabilecekleri olumsuz durum­lardır.

Uyuşturucu kullanmak, aynı zamanda insanda doğuştan var olan hasletleri ve güzellikleri yok etmektedir. Uyuşturucu tiryakileri Allah’ın en büyük lütfü olan ira­delerini kullanamaz, kendilerine sahip olamaz ve kârını zararını seçemezler. Bu du­ruma düşen kimseler artık günahkâr olmaktan çok, ruhen-hasta kimselerdir,"

Alkolün de aynı şekilde sağlık açısından zararlı etkileri bulunmaktadır. Alkol, karaciğer hastalığının ortaya çıkmasına, insan beyninde bazı kılcal damarların tı­kanmasına ve milyonlarca sinir hücresinin ölmesine sebep olmaktadır.12

Hafıza bozukluğu, dikkatin dağılması, yürümede düzensizlik, görmede bula­nıklık, ciltte bozukluk, ağız, yutak ve gırtlak kanseri, solunum yolları ve akciğer hastalıkları, hazımsızlık, beslenme bozukluğu, sarılık, pankreas iltihabı, psikiyatrik rahatsızlık, sara nöbetlerinde artma ve delirme sürekli alkol kullananlarda görülen hastalıklardır.13

Ayrıca hamileyken alkol kullanan bayanların çocuklarında, küçük doğum, kalp rahatsızlığı, doku bozukluğu, kemik deformasyonu, cinsel ve hormonal bozuk­luklar gibi on dokuz arıza türü tespit edilmiştir.’4

İçki ve uyuşturucu maddelerin verdiği zararlar bugün artık çiddi boyutlara ulaşmış bulunmaktadır. Yapılan istatistiklerde bu durum açıkça görülmektedir. Ülkemizde genel suçların % 66’sı, trafik kazalarının % 61’i, cinayetlerin % 85’i, boşanmaların % 80’i, akıl hastalıklarının % 50’si alkol ve uyuşturucudan kaynaklanmakta ve alkolün etkisiyle ger­çekleşen intihar olaylan içmeyenlere göre % 58 daha fazla olmaktadır.15

Ortaya çıkan verilerden, olayın toplumsal bir sorun haline geldiği ve uyuştu­rucu maddelerin etkisinden korunmak üzere acil önlemler alınması gerektiği anla­şılmaktadır. Uyuşturucu maddelerle ilgili olarak yetkili birimler tarafından toplu­mun bütün kesimlerini bilinçlendirmek gerekmektedir.

C- ALKOL VE UYUŞTURUCUYA KARŞI İSLAM’IN TAVRI

İslâm’ın korumak istediği beş husus bulunmaktadır. Bunlar, dinin, aklın, nes­lin, nefsin ve malın korunması şeklinde sıralanabilir.16 Uyuşturucu ve alkol, bu beş esasın hepsine birden aykırı düşen fevkalade zararlı ve toplum için felâket hazırla­yan bir afettir.

Islâm, insan sağlığı için zararlı olan her şeye karşıdır. Alkol ve uyuşturucu maddeler de bu kapsam içerisinde yer almaktadır. Islâm’ın bu tür maddeleri yasak­laması insan sağlığını ön planda tutmasından kaynaklanmaktadır, insan, sağlığın kıymetini bilmek durumundadır, Hz. Peygamber (s.a.s); “İnsanlardan çoğunun al­dandığı iki nimet vardır; “boş vakit ve sağlık’*7 diyerek sağlığa ne derece önem ve­rilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Uyuşturucu kullanmak, insana Yüce Allah’ın verdiği en büyük nimet olan ak­lı yok etmekte, düşünme kabiliyetini zayıflatmakta ve insanı ne yaptığını bilemez hale getirmektedir. Aklını gereği gibi kullanamayan bir kimse hem Allah’a hem de diğer insanlara karşı sorumluluklarını yerine getiremez.

Uyuşturucu maddeler insanın sadece ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkilerde bulunmamaktadır. Bunun yanında uyuşturucu maddelerin fizikî, maddî ve sosyal açıdan da zararlarından söz etmek mümkündür."1

Islâm, kişinin zamanla uyuşturucu kullanmasına sebep olan içki ile ilgili ola­rak kesin tavrını ortaya koymuştur, Islâm’a göre içki her türlü kötülüğün başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Aşağıda yer alan hadislerde buna açıkça işaret edilmek­tedir:

“İçki, bütün kötülüklerin anasıdır. ’*’} "İçki her kötülüğün anahtarıdır.,0>

içkinin verdiği etki sonucu şuurunu yitiren bir kimse, istenmeyen ve başkala­rına zarar verici her türlü kötülüğü yapabilir. Nitekim sarhoş kimselerin yaptığı tra­fik kazalarındaki hızlı artış, yaralama ve öldürmeler, aile kavgaları ve bunun sonu­cu olarak çocukların ihmal edilmesi, içki içen kimselerin servetini içki masaların­da tüketmesi ve diğer insanlara muhtaç - duruma düşmesi içkinin sebep olduğu kö­tülüklerden sadece bazılarıdır.

Islâm, içkiyi ve zararlı alışkanlıkları insanların alışkanlıklarından kolayca kur­tulamayacaklarını göz önünde bulundurarak tedrici olarak yasaklamıştır, içkinin ya­saklanmasına ilişkin inen âyetlerde bu tedricilik açıkça görülmektedir.

“Hurma ağaçlanmn meyvelerinden ve üzümlerden gibi meyvelerden hem iç­ki hem de güzel rızık edinirsiniz. Şüphesiz bunda aklım kullanan bir toplum için bir ibret vardır.”21

Bu ayet, sarhoş edici şeylerle ilgili olarak inen ilk âyettir. İçki henüz haram kı­lınmamış olmakla birlikte, güzel rızık ve içki yan yana ifade edilmekte, ancak içki­nin güzel bir şey olmadığına işaret edilmekte22 ve daha sonra gelecek olan içki ya­sağına hazırlık yapılmaktadır.23

Sana içki ve kuman sorarlar, de ki, her ikisinde de büyük bir günah ve insan­lar için birtakım zahiri faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür.”24

Bu âyet içki yasağında ilk aşamadır. Ayette içkinin her ne kadar birtakım fay­daları olsa da, zararlarının daha fazla olduğuna dikkat çekilmektedir. Fakat kesin bir hüküm verilmemektedir. Müslümanlar düşünmeye, zararları daha fazla olan bir şeyi terk etmeye yönlendirilmektedir. Bu aşama adeta zihinsel hazırlık dönemi olma özelliği taşımaktadır. Müslümanlar içkiyi bırakmaya zihinsel ve duygusal açı­dan hazırl anmaktadır.

“Ey inananlar, sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, namaza yaklaşmayın” 25

ayeti; içki yasağına doğru atılmış ikinci adımı oluşturmaktadır. İçmeye bir sınırla­ma getirilmektedir. Namazla içkinin bir arada bulunamayacağı ve içkinin bırakıl­masının daha iyi olacağı vurgulanmaktadır. Çünkü Kur’an, bilinçli olmayı her iba­detin vazgeçilmez bir unsuru olarak görmektedir. Bu yüzden insan namaza ancak zihinsel melekelerine tam hakim olduğu ve “ne dediğinin farkında bulunduğu” za­man durabilir.26

Bu âyetle içkiyi yavaş yavaş bırakmaya yönelik bir süreç göze çarpmaktadır. Namaz günde beş vakit olduğu için aralan çok yakındır. İki namaz arasında sarhoş olup tekrar ayrılmak imkansızdır. Böylece pratik olarak içki alışkanlığını giderme fırsatı daralmaktadır. İçki alma zamanlarıyla ilgili alışkanlıklar hafiflemektedir. Bi­lindiği gibi alkolikler alıştıkları zamanda, alkol alma ihtiyacı duyarlar. Bu vakit geçtiği zaman ve bu geçiş birkaç kere tekrarlanınca, tiryakilik yavaş yavaş kalkar ve alışkanlıkları bırakmak mümkün olur.27

“Ey inananlar! içki, kumar, dikili taşlar, fal ve şans oklan şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?”28

Artık içki kesin olarak yasaklanmaktadır. Çünkü müslümanlar içkinin yasakla­nışına hazır bir durumdadır. İçkinin kesin olarak yasaklanışına kadar geçen süreçte bir tedricilik göze çarpmaktadır. Tedriç, Islâmi eğitimde öncelikle başvurulan bir eği­tim yöntemi olma özelliği taşımaktadır. Bu yöntemden hareketle İslâm’da dini emir ve yasaklar birdenbire indirilmemiş, zamana yayılmak suretiyle toplumun benimse­mesi dikkate alınarak kolaydan zora doğru bir yol takip edilmiştir.

Buna göre bir şeyden uzaklaştırılırken veya bir şeye alışkanlık kazandırılırken müslümanlar yavaş yavaş alıştırılmakta, yeni bir hayata götürülürken bunun tedri­cen ve kendi içlerinden gelen bir istekle oluşması öngörülmektedir,25

İslâm içki içilmesine kesin bir şekilde yasaklama getirmiştir. İnsanlar arasında, az içildiğinde bir şey olmayacağı yönünde yaygın bir yanlış düşünce bulunmaktadır. Oysa içki ve uyuşturucu kullanımında, bu düşüncenin zamanla alışkanlık kazandırdı­ğı ve insanın bu alışkanlıktan kurtulamadığı bariz bîr gerçektir.

Nitekim çevremizde bir iki defa içmekle bir şey olmaz diyen ve uyuşturucu kullanan kimselerin zamanla alışkanlık kazandıklarına ve artık bu zararlı alışkan­lıklardan kendilerini kurtaramadıklarına şahit olmaktayız,

İşte bu yüzden Hz. Peygamber, alışkanlığa sebep olabileceği ve diğer zararlı alışkanlıkları beraberinde getirebileceği endişesiyle az içmenin dahi yasaklığını ke­sin bir şekilde ortaya koymuştur

“Sarhoşluk veren her şey içkidir ve her içki haramdır. ”’ “Çoğu sarhoş edenin, azı da haramdır. ’!il

İslâm, sarhoşluk veren maddelerin az içilmesini dahi yasaklamak suretiyle problemi temelden çözmeyi amaçlamaktadır. Zira insan için zararlı olan bir şeyin az alınması diye bir şey söz konusu olamaz.

Fert ve toplum için böylesine zararlı bir alışkanlığı önlemek için ciddi tedbir­ler alınmalıdır. Bu konuda atılması gereken ilk adım aileden başlamalıdır. Ailenin gençliğin zararlı alışkanlıklardan korunmasındaki rolüne şu şekilde açıklık kazan­dırabiliriz.

D- GENÇLERİN ALKOL VE UYUŞTURUCUDAN KORUNMASINDA AİLENİN ROLÜ

Aile, bireylerin içinde doğup büyüdüğü, kişiliklerini kazandığı ve çevreleriy­le sosyal ilişkilere girdiği toplumsal bir kurumdur.

Toplumun en önemli üyesi ve temeli olan ailenin önemli görevlerinden biri çocukların eğitimi ve iyi yetiştirilmesidir. Bu bakımdan aile, her zaman etkili, okul öncesi dönem için ise en etkili kurum olarak kabul edilir. Kişilik aile ortamında ge­lişir. Çocuğun içinde yaşadığı topluma uygun ve iyi bir insan olarak yetişmesi ön­ce aile çevresinde sağlanır. Bu sebeple, ailenin; aile içi ilişkilerin, tutum ve davra­nışların çocuklar üzerinde önemli etkileri vardır.32

Çocuğun eğitiminde sevgi önemli bir yer tutmaktadır. îlk çocukluk yıllarında çocuğun beden gelişimi ve sağlığı için vitamin ve protein ne kadar gerekli ise, be­den, zihin ve duygu gelişimi için de sevgi o kadar gereklidir. Sevgi, insanın en te­mel ihtiyaçlarındandır. Eğer çocuk bu temel gıdayı aileden alırsa, daha sonra da başta kendi çocukları olmak üzere başkalarına verir.33

Sevgi, açlık ve susuzluk gibi sürekli doyurulmak isteyen bir duygudur. Sevgi boşluğunu dolduracak, onun yerine geçebilecek başka bir şey gösterilemez.34 Çocuk temiz havaya nasıl muhtaçsa, aynı şekilde sevgiye de muhtaçtır ve bu, hayat devam ettiği sürece hissedilecektir,35

Ailesinden sevgi, şefkat ve ilgi bekleyen çocuğun, ailesinin onu sevmesi, gez­dirmesi yerine, kumar masalarına oturup onu kapı önüne atması veya oyuncak ve­rerek bir odaya kapatması ya da çok ehliyetsiz birinin yanına bırakarak keyif ve eğ­lence âlemlerine gitmesi, çocukta istenmeyen davranışların ortaya çıkmasına en uy­gun şartları hazırlaması demektir.’6

Bu itibarla çocuğa ilk yıllardan itibaren sevgi gösterilmelidir. Çocuğun ilk yıl­larda sevgiden mahrum kalmasının, ileriki yıllarda kişiliğinde birtakım olumsuz­luklara sebep olduğu ortaya konulmuştur. Çocuğa gösterilecek sevgi, onun beden gelişmesinden zihin gelişmesine kadar önemli etkilerde bulunmaktadır. Bu yönün­den dolayı, anne sevgisine “büyüme vitamini” denilmiştir.37

Aile üyelerinin birbirleriyle dayanışma ve güven içinde olması, temel ihtiyaç­lardan biridir. Aile içinde karşılıklı güven duygusu ve dayanışma varsa, aile dışın­da çocuğun şahsiyetini olumsuz yönde etkileyecek olaylar tesirini pek göstermez. Güven duygusunun baskın olduğu aile, dış dünyanın yaratmış olduğu üzüntü ve kaygılardan kurtulacak bir sığınak ve bir ortam oluşturur.38

Aile içerisinde yeterli güveni bulamayan, sevgiden mahrum kalan çocuklar arayış içerisine girebilmektedirler. Bu arayış, onları mutluluğu başka şeylerde ara­maya sevk edebilmektedir. Ailelerin çocuklarını ihmal etmeleri, onları sevgi ve şef­katten mahrum bırakmaları, aile içi geçimsizlikler, kötü çevre, özenti, kötü arkadaş gruplan, ahlâki gerileme, manevi değerlerden uzaklaşma, gelecek karşısındaki gü­vensizlik ve amaçsızlık, birtakım zararlı yayınlar zamanla gençlerin uyuşturucu çevresi içerisine düşebilmesine sebep olabilmektedir. Gençler artık kendilerini ka­bul ettirmek için dışarıyı tercih etmekte, sevgi, anlayış ve ilgiyi arkadaş çevresinde aramaktadır. Seçilen bu arkadaş çevresi, bazen olumsuzlukları da beraberinde ge­tirmektedir.

Yapılan araştırmalarda, dağılan ve parçalanmış aile çocuklarının büyük oran­da suç işledikleri ve suç ortamına itildikleri görülmüştür.3’’ Alkol ve uyuşturucu ba- ğımlılannın çoğunluğu aile ortamından mahrum kalmış, anti sosyal ve kişilik bo­zukluğu olan kişilerdir. Bunlar duygusal problemleri nedeniyle bağımlılığa yatkın­dırlar. Duygusal bakımdan olgunlaşmamış, çabuk değişen, dengesiz ve saldırgan kişilerdir.40

Buradan hareketle, aile içerisinde yeterli güveni bulamayan, sevgiden mah­rum kalan gençlerin önlem alınamazsa ailelerinden kopacakları ve bunun sonucu olarak zamanla alkol kullanma ve uyuşturucu madde bağımlılığı gibi zararlı davra­nışlara yönelebileceklerini söyleyebiliriz.

Anne ve babaları, çocuklarını uyuşturucu maddelerden ve diğer zararlı alış­kanlıklardan korumak hususunda büyük sorumluluklar beklemektedir. Öncelikle Anne-baba çocuklarım tanımaya ve anlamaya çalışmalıdırlar. Sevgi, ilgi ve alaka­yı onlardan esirgememelidirler. Çocuklarına örnek olmalı, yeterli derecede rehber­lik yapmalı, gençlik döneminden kaynaklanan sıkıntılarına ortak olmalı, ilgi ve an­layış göstermelidirler.

Gençlikteki istikrarsızlığın yarattığı güvensizliği meydana getiren etkenler­den biri de anne-babanın, büyüklerin ahlâk normlarına gençlerin riayet etmele­rini istemelerine karşılık, kendilerinin bunları uygulama mevkiine koyamayışla- rıdır.41

Bu yüzden aile eğitiminde birlik olmalıdır. Çocukların iyi alışkanlıklar ka­zanması, iyi davranışların birlikte yapılmasıyla olur. Çocuk çevresinde bulunan insanların kötü hareketlerden çekindiklerini ve kötülükten hoşlanmadıklarını gö­rürse, kendisi de iyi hareketler yapmaktan zevk almaya başlar. Bu sebeple, an- ne-baba çocuklarına örnek olmalı, onlara helâl-haram kavramlarım, iyi ve kötü hareketlerin neler olduğunu öğretirken, söylediklerini başta kendileri uygulama­lıdır.’42

Aile içerisinde verilecek sağlıklı bir din eğitimi, çocuğun yaşamını düzene koyması açısından son derece etkili olacaktır. Yeterli sevgiyi görmüş, ruhsal ve ma­nevi açıdan tatmin olmuş, anne ve babasından olumlu davranış örnekleri almış bir çocuk elbette mutluluğu dışarıda, kötü arkadaş çevresinde, gelip geçici haz veren uyuşturucu maddelerde aramayacaktır. Çocukların sadece maddi ihtiyaçlarının kar­şılanması yeterli değildir. Çevrelerine uyum sağlamaları ve zararlı alışkanlıklardan uzaklaşabilmeleri açısından manevi yönden de desteklenmeleri gerekmektedir. Genç, yaşamının bir amacı olduğunun şuuruna varmalıdır. Bu da ancak aile içeri­sinde verilecek manevi bir eğitimle sağlanabilir.

SONUÇ

Uyuşturucu kullanımı gençlerin geleceğini tehdit eden, aileleri yıkan, mutsuz­luklara ve intiharlara sebep olan toplumsal bir problemdir.

Milli ve manevi değerlerden mahram kalma, müstehcen yayınlar, aile bağları­nın zayıflaması, aile içerisinde sevgi ve şefkatten yoksun kalma, evden kaçma, bo­şanmaların artışı, alkolizme kapı açan biranın her yerde içilmesi, tatminsizlik, mut­lu olamama ve idealsizlik gençlerin uyuşturucuya yönelmesinde etkili olan faktör­ler şeklinde sıralanabilir,

Bütün emirlerinde insanlığın yararını gözeten Islâm’ın amacı sağlıklı, denge­li, aklını çalıştıran ve insanlığa yararlı bireylerin yetişmesidir, insana her yönden zarar verici özelliği olan uyuşturucu madde kullanımı, böyle bir amacın gerçekleş­tirilmesinin önünde büyük bir engel oluşturmaktadır.

Gençliğin uyuşturucu vb. zararlı alışkanlıklardan korunmasında ailelere, okullara ve toplumun ilgili her kesimine büyük görevler düşmektedir. Özellikle ai­leler çocuklarıyla ilgilenmeli, seçtikleri arkadaşlardan haberdar olmalı, onlara ge­rekli sevgi ve şefkati göstermelidir.

Ulaştığımız sonuçlardan hareketle, gençlerin uyuşturucudan korunmasına yö­nelik olarak alınması gerekli önlemleri şöyle sıralayabiliriz:

1- Alkol, uyuşturucu vb. zararlı alışkanlıkların insan sağlığına verdiği zararla­rı konu edinen filmler hazırlanmalı, bu filmler okullarda ve halk eğitim merkezle­rinde öğrencilere ve ailelere seyrettirilmelidir.

2- Kitle iletişim araçları ağırlıklı olarak uyuşturucu kullanmanın insan üzerin­deki olumsuz etkilerine yer vermeli ve gençleri bu konuda bilinçlendirmelidir.

3- Uyuşturucunun zararlarını ortaya koyucu mahiyette konferanslar düzenlen­melidir. Bu konuda, üniversitelerle işbirliği yoluna gidilmeli ve sahasında uzman kişilerden yararlanılmalıdır.

4- Gençlerin uyuşturucu maddeleri kolaylıkla edinebilecekleri yollar kaldırıl­malı ve denetim altına alınmalıdır.

5- Gençlerin uyuşturucu bataklığına sürüklenmesine sebep olan bireysel, sos­yal, ekonomik, psikolojik sebepler araştırılmalı ve bu yöndeki problemlerin çözü­müne yönelik önlemler alınmalıdır. Gençler sosyal ve kültürel faaliyetlere katılma­ya teşvik edilmek suretiyle boş zamanlarını faydalı işlerle geçirmeleri sağlanmalı­dır,

6- Aile yapısı güçlendirilmeli, ailenin varlığını olumsuz yönde tehdit eden un­surların ortadan kaldırılmasına yönelik olarak önlemler alınmalıdır.

7- Aileler çocuklarıyla daha yakından ilgilenmeli, onları yalnızlığa itmemeli ve her türlü problemlerine çözüm bulma yolunda gayret göstermelidir. Aileler ço­cuklarının uyuşturucu kullandığını öğrendiklerinde, çevreden çekinerek bunu saklamamalı ve derhal bir hekime başvurmalıdır.

8- Okul, aile ve öğrenci işbirliği sağlanmalıdır.

9- Okullarda gençlerin problemlerine yardımcı olacak ve onları içinde bulun­dukları bunalımdan dolayı zararlı alışkanlıklara yönelmekten koruyacak danışman­ların sayısı artırılmalıdır,

10- Öğretmenler öğrencileri daha yakından tanımalı, onları anlamaya çalışma­lı ve problemlerinin çözümünde yardımcı olmalıdır. Ayrıca derslerde yeri geldikçe, içki ve uyuşturucunun zararları anlatılmalıdır,

11- Gençleri ruhi açıdan denge içerisinde tutabilecek ve zararlı alışkanlıklara yönelmesine engel oluşturacak şekilde gerek ailede, gerekse okullarda din eğitimine ağırlık verilmeli, gençler milli ve manevi değerlerden haberdar edil­melidir.

12- Din görevlileri okudukları hutbelerde ve verdikleri vaazlarda Islâm’ın uyuşturucuya bakış açısını ortaya koymalıdır.

13- Toplum bütün kesimleriyle, uyuşturucu maddelere karşı yapılan mücade­leye destek vermelidir.

" Doç. Dr., İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

1 http://www.radikal.com.tr/veriler/2002/03/19/haber_32357.php

2 http:// www.radikal.com.tr/1998/06/22/yasam/index.html.

3 Nazif Uluutku, “Uyuşturucu Madde Alışkanlığı”, Gençlik ve Uyuşturucu Madde Alışkanlığı Paneli, M.E.G. ve S. Bakanlığı, Ankara, 1987, s. 35.

4 Hülya Güven, “Gençlerde Bağımlılık", Gençlik ve Uyuşturucu Madde Alışkanlığı Paneli, M.E.G. ve S. Bakanlığı, Ankara, 1987, s. 42.

5 1999 yılında 1633 uyuşturucu bağımlısı üzerinde yapılan bir araştırmada, %37,5’inin merak sonucu, %44,7’sinin ise arkadaş etkisinde kalarak uyuşturucu kullanmaya başladığı belirlenmiştir. (İçişleri Bakanlığı E.G. Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı istatistikleri, Ankara, 2000, s. 21), Aynı şekilde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün 1000 uyuşturucu bağımlısı üzerinde yaptığı araştırmada ankete katılanların %43’û uyuşturucuya merak ettikleri için başladıklarını ifade etmişlerdir, (http://arsiv.hunyetim.com.tr/hur/turk/98/09/18/yasam/01yas.htm.)

6 Bkz., Alpaslan Özyazıcı, Alkollü İçkiler, Sigara ve Diğerleri. M.E.B. Yayınları, Ankara, 1993, s. 66, Yeşilay Raporu (96/2) Sy: 996/3038, 25 Mart 1996, s. 2,

7 Cumhur Kerimoğlu, “Uyuşturucu Madde Sorunu", Gençlik ve Uyuşturucu Madde Alışkanlığı Paneli, Milli Eğitim ve Gençlik Spor Bakanlığı, Ankara 1987, s. 15.

8 Necati Özkuşcu, “Gençlik ve Uyuşturucu Madde Alışkanlığı", Gençlik ve Uyuşturucu Madde Alışkanlığı Paneli, Milli Eğitim ve Gençlik Spor Bakanlığı, Ankara 1987, s. 51.

9 Bkz., Necati Özfatura, “Uyuşturucu Maddelerin Zararları’’, Yeşilay Dergisi, Sayı: 604, İstanbul, 1984, s. 17, İrfan Öz, “Alkolün Zararları”, Yeşilay Dergisi, Sayı: 603, İstanbul, 1984, s. 26.

10 Bkz, Mustafa Kemal Aktan, “Alışkanlık Yapan Uyuşturucu Maddelerin Ruhsal Zararları, Müptelalıkta Tedavinin ve Korunmanın Esasları”, Gençlik ve Uyuşturucu Madde Alışkanlığı Paneli, M.E.G. ve S. Bakanlığı, Ankara, 1987, s. 71.

11 Süleyman Uludağ, Islâm’da Emir ve Yasakların Hikmeti, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 1988, s., 145

12 Özyazıcı, Alkollü İçkiler, Sigara ve Diğerleri, s. 30-31.

13 Özyazıcı, a. g. e., s. 32-34. Yeşilay Raporu (90/2), Sy: 996/3038, 25 Mart 1996, s. 7.

15 Yeşilay Raporu (96/2), Sy: 996/3038, 25 Mart 1996, s. 1.

16 Bu konuda bkz., Ibn Abdisselam, Izzuddin Abdulaziz, Kavaidu’i-Ahkâm fi Mesâiihi’l-Enâm, Beyrut, 1998,1, s. 35, Şatibi, Ebû Ishak İbrahim b. Musa b. Muhammed, el-Muvafakat fi Usuli’ş-Şeria, Beyrut, ts, I, s. 300, Gazali, Ebû Hamid Muhammed b. Muhammed, el-Mustasfa miri limi’l-Usûl, Beyrut, 1997,1, s. 184.

17 Buhari, Rikak, 1; Tirmizi, Zühd, 1; Ahmed b. Hanbel, I, 258.

’8 Erdinç Ahatlı, “Uyuşturucu ve Bağımlılık Yapan Maddeler Konusuna Islâm’ın Bakışı”, Diyanet İlmi Dergi, C. 37, Sayı: 3, Ankara, 2001, s. 121.

,9 Nesâi, Eşribe, 44.

20 Ibn Mace, Eşribe, 1.

21 Nahl, 16/67.

22 Yazır, Muhammed Hamdi, Hak Dini Kutan Dili, C. 5, Eser Kitapevi, İstanbul, trs, s. 307, Ateş, Süleyman, Yüce Kutan’ın Çağdaş Tefsin, C. 5, Yeni Ufuklar Neşriyat, İstanbul, 1989, s. 122.

23 Kutup, Seyyid, Fizilal’il Kutan, Çev. I, Hakkı Şengüller (Komisyon), C. 9, Hikmet Yayınları, İstanbul, trs, s, 211.

24 Bakara, 2/219,

25 Nisa, 4/43,

26 Bkz., Muhammed Esed, Kutan Mesajı, C. I, İşaret Yayınları, İstanbul, 1999, s. 146,

27 Kutup, Fizilal’il Kutan, C. I, s. 473.

28 Mâide, 5/90-91.

29 Tedriç konusunda bkz., Bayraktar Bayraklı, Islâm’da Eğitim, M.Ü. İl. Fak. Vakfı Yayınları, İstanbul,

1989, s. 213, Kerim Yavuz, Günümüzde Din Eğitimi, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları. Adana, 1998, s. 95, Abdullah Özbek, Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed, Esra Yayınları, Konya, 1991, s. 186.

30 Müslim, Eşribe, 7; Nesâi, Eşribe, 22,

31 Buhari, Eşribe, 1; Müslim, Eşribe, 73; Ebû Davud/ Eşribe, 5.

32 Bkz, M. Faruk Bayraktar, “Ailenin Eğitim Görevi”, Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, Sayı: 2,

İstanbul, 1995, s. 117, Bayraklı., Islâm’da Eğitim, s. 135.

33 Bayraktar, a.g.m., s. 124.

34 Atalay Yörükoğlu, Çocuk Ruh Sağlığı, Özgür Yayın, İstanbul, 1993, s. 183.

35 Guy Jacquin, Çocuk Psikolojisinin Ana Çizgileri, Çev. M. Toprak, İstanbul, 1969, s. 35.

36 Doğan Çağlar, Uyumsuz Çocuklar ve Eğitimi, Ankara Ün. Eğ. Fak. Yayınları, Ankara, 1981. s. 35.

37 Bkz., Kerim Yavuz, “Anne ve Çocuk”, Aile Toplum, AAK, Ankara, 1991, s. 16-17, Beyza Bilgin, “Okul Öncesi Çağı Çocuğunda Dini Kavramlar’’, Din Öğretimi Dergisi, Sayı: 8-9, Ankara, 1986, s. 21,

38 Doğan Cüceloğlu, İçimizdeki Çocuk, Esma Kitapevi, İstanbul, 1997, s. 53.

39 Şule Bilir, Duyan Dabanlı, “Ailelerde Boşanma Vakaları Sonucu Çocukların Geliştirdikleri Tepkiler ve Bu Tepkileri Doğuran Faktörler’’, Aile Yazıları, 3, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara, 1991, s. 149-150, Haluk Yavuzer, Çocuk ve Suç, Fiemzi Kitapevi, İstanbul, 1992, s. 145, Gülseren Günce, “Çocuk Suçluluğu ve Aile”, Çocuk Suçluluğu ve Çocuk Mahkemeleri Sempozyumu, Ankara Ün. Eğ. Bil. Fak, Yayınları. Ankara, 1983. s. 2.

40 Uluutku, “Uyuşturucu Madde Alışkanlığı”, Gençlik ve Uyuşturucu Madde Alışkanlığı Paneli, s. 36.

41 Refia Semin, Gençlerimizin Psiko-Pedagojik Problemleri, İstanbul Ün. Ed. Fak. Yayınları, İstanbul, 1973, s. 75.

42 Hüseyin Peker, “Çocukları ve Gençleri Saça İten Faktörler’1, Diyanet timi Dergi, C, 27, Sayı: 2, Ankara, 1991, s.