Makale

Sıdk-Sadık

Doç. Dr. İsmail Karagöz
Rehberlik ve Teftiş Başkanı

Sıdk-Sadık
Sözlük anlamı
“Sıdk” kelimesi, doğru sözlü olmak, gerçeği söylemek, doğru haber vermek, sözünü ve vaadini yerine getirmek, öğüt ve sevgide samimi, iş ve işlemlerinde dürüst ve güvenilir olmak, hükmün vakıaya uygun olması anlamlarına gelir. “Sıdk” kelimesinin asıl anlamı “güç, sert, katılık ve şiddettir.” (İbn Faris, Mu’cemü Mekâyisi’l-Lüğa s-d-k md.) Doğru sözlülüğe “sıdk” denmesi, yalanın zafiyeti karşısında doğruluğun güçlü olması sebebiyledir. “Sıdk” kelimesi Arap dilinde övgü ifadesi olarak kullanılmıştır. Bir şey, “sıdk” kelimesine izafe edilince o şey, övülen bir şeydir.
Din dilindeki anlamı
Din dilinde “sıdk” kelimesi; kişinin inancında, amelinde, niyetinde, söz, eylem ve davranışlarında samimi ve dürüst olması, hile ve sahtekârlığının bulunmaması anlamına gelir.
Peygamberimiz (s.a.s.) “sıdkı”; nefsin yapılanlardan huzur ve sükûn duyması, kişinin şüphe içerisinde olmaması (Ahmed, I, 200.) ve “birr” olarak tarif etmiştir. (Müslim, Birr, 104.) “Birr”, her türlü iyiliği ve hayrı ifade eden bir kavramdır.
Kuşeyri, “sıdkı” , kişinin inancında şüphe, amellerinde kusur, ayıp ve eksiklik, davranışlarında şaibe, olmamasıdır diye tarif etmiştir. (Şerif Cürcani, Ta’rifat, s. 132.)
Aynı kökten gelen “tasdik” kelimesi; doğrulamak, “sıdak” kelimesi, dost olmak, sevgide samimi olmak, “sadakat” kelimesi, bağlılık, “sadık” kelimesi; doğru sözlü, ihlaslı, samimi, dürüst, ihaneti ve yalanı bulunmayan kimse; “sadik”, dost, sevgili, “sıddik”, çok doğru sözlü olan, doğruluğun zirvesinde bulunan, sözünü uygulama ile doğrulayan kimse anlamındadır. Kadınlara evlilik gereği verilmesi zorunlu olan (farz) mehir anlamında “sıdak”, sevap kazanmak amacıyla farz veya nafile olarak verilen bağış ve yardım anlamındaki “sadaka” kelimeleri de aynı kökten gelmiştir.
Kur’an’daki anlamı
“Sıdk” kelimesi, Kur’an’’ın çok anlamlı kelimelerinden biri olup şu anlamlarda kullanılmıştır:
1- İman ve salih ameller. (Maide, 5/119.)
2- Misak (peygamberlerden alınan risalet görevini tebliğ ve toplumlarını hak dine davet sözü) (Ahzab, 33/7-8.)
3- Ahde vefa (verilen söze ve yapılan sözleşmelere uymak) (Ahzab, 33/23-24.)
4- Doğru söz söylemek (Âl-i İmran, 3/95.)
5- Doğruluk (En’am, 6/115.)
6- Kur’an (Zümer, 39/33–34.)
7- Hak ve gerçek (Zariyat, 51/5.)
“Sıdk” kelimesi Kur’an’da “kizb” (yalan) (Yusuf, 12/26-27.) ve “nifak” (iki yüzlülük) (Tevbe, 9/43.) kelimeleri ile zıt; “birr” (iyilik, hayır, güzel amel), (Bakara, 2/177.) “takva” (Allah’a karşı gelmekten sakınma) (Zümer, 39/33.), “ihsan” (güzel amelleri en iyi bir şekilde yapmak ve iyilikte bulunmak) (Zümer, 39/34.) “sedid” (doğru) (Nisa, 4/9.) “adl” (adalet, hakkaniyete uygun davranmak) (En’am, 6/152.) ve “istikamet” (dosdoğru olmak) kelimeleri ile eş anlamda kullanılmıştır.
Bakara suresinin 177’inci ayetinde “sıdk”, “takva” ve “birr” sahipleri aynı niteliklerle tanıtılmıştır. Peygamber (s.a.s.), kendisini tanıtırken, “sıdk”, “takva” ve “birr” kelimelerini birlikte kullanmıştır: “Bildiğiniz (üzere) ben sizin en muttaki, en iyi, en hayırlı ve en sadık olanınızım.” (Buhari, İ’tisam, 27.)
“Sıdk” kavramında, “ihlas” ve “samimi” olma anlamı da vardır.
Sıdkın çeşitleri
Kur’an’da; Allah’ın, Kur’an’ın, peygamberlerin ve müminlerin doğruluğundan söz edilmiştir.
1. Allah ve peygamber açısından sıdk: Allah ve peygamberin her sözü ve haberi, vaat ve va’idi, hüküm ve tavsiyeleri, emir ve yasakları, helal ve haramları doğrudur. (Enfal, 8/10-11; Enbiya, 21/9; Ahzab, 33/22; Yasin, 36/52; Zümer, 39/73-74; Ahkâf, 46/17.) Allah’ın güzel isimlerinden biri de sadık ismidir. (En’am, 6/146.) “Rabbinin sözü hem doğrulukça hem de adaletçe tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur.” (En’am, 6/115.) Peygamberin özelliklerinden biri de sadık olmalarıdır.
2. İnsanlar açısından sıdk
a) İmanda sıdk (şartlarına uygun iman etmek) b) Niyette sıdk (niyetinde samimi olmak) c) Sözde sıdk (doğru sözlü olmak), d) Söz ve sözleşmelerde, adak ve yeminlerde sıdk (İslam’a uygun olmak şartıyla Allah’a ve insanlara verilen sözleri tutulmak, yapılan sözleşmelere, adaklara ve yeminlere riayet etmek) e) Ticarette sıdk (tartı ve ölçüde hile yapmamak, malın kalitesi ve fiyatı konusunda doğruyu söylemek, malı müşteriye zamanında teslim etmek ve borcu zamanında ödemek.)
Bir insan şartlarına uygun olarak iman eder, Allah’ın emir ve yasaklarına uyar, Allah ve insan haklarına riayet eder, söz, sözleşme, yemin, ticaret, görev, iş ve işlemlerinde dürüst olursa doğru davranışta bulunmuş “sadık” olur. Kur’an’da müminlere, “sadık” denilmiştir. Mesela, “Çünkü Allah doğruluklarıyla sadıkları mükâfatlandıracak, münafıkları ise dilerse cezalandıracak veya tövbelerini kabul edecektir.” (Ahzab, 33/24.) ayetinde geçen “sadıklar”, müminler anlamındadır. Mümin olmayan insanlar da konuştukları zaman doğru konuşabilir, verdiği haberler vakıaya uygun olabilir, söz ve sözleşmelerine uyabilir, iş ve işlemlerinde dürüst olabilirler. Ancak bir insanın “sadık” niteliğini alabilmesi için her şeyden önce “mümin” olması gerekir. Çünkü Kur’an’da, müminlere “sadıklar” ismi verilmiştir. (Ahzab, 3/35; Âl-i İmran, 3/17.) “Müminler; Allah’a ve peygamberine iman eden sonra (imanlarında) şüphe etmeyen, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda çalışan kimselerdir. İşte bunlar sadıklardır.” (Hucurat, 49/15.)
Kur’an’da sadık insanlar; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman eden, (Bakara, 2/177; Hucurat, 49/15.), Allah’a ve peygamberine ve dinine yardım eden (Haşr, 59/8.), Allah yolunda malı ve canıyla cihat eden (Hucurat, 49/15.), beş vakit namazını kılan (Bakara, 2/177.), malının zekâtını veren, akrabalarına, yetimlere, fakirlere, yolculara (Allah yolunda çalışanlara) dilencilere, özgürlüğüne kavuşmak isteyen esirlere maddi yardımda bulunan, sözleşme yaptığı zaman sözleşmesine uyan, sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreden, Allah’a karşı gelmekten sakınan (muttaki), iyi, hayırlı, güzel ve salih ameller işleyen, insanlara iyilik eden (Bakara, 2/177.) kimseler olarak tanıtılmıştır.
Sonuç olarak; “sıdk”, Kur’an’ın övme ifade eden kavramlarından biridir. Kur’an’da; iman, misak, ahde vefa, doğru söz söylemek, doğruluk, Kur’an, hak, gerçek, değerli, şerefli ve kıymetli anlamlarında kullanılmıştır. Sıdk; iman ve amellerde, sözde, sözleşmelerde, haberlerde, vaatlerde, niyet ve ticarette olur. Müminlerin; imanında, sözlerinde, amellerinde, sözleşmelerinde, bütün iş ve işlemlerinde doğru olmaları gerektiğini ayetler açıkça ifade etmektedir. Mümin, bu vasıflarından ne kadar taviz verirse “sadık” vasfını o kadar yitirmiş olur.