Makale

Editörden...

Editörden...

Kazancımızı helalinden temin etmek ve haram lokmadan uzak durmak sadece dinimizin bir buyruğu değil, aynı zamanda toplumsal kabulü olan etik bir değerdir. Özlü ifadeyle helâl kazanç, "el emeği"dir, "göz nuru"dur ve "alın teridir."
Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’ın insanlara vermiş olduğu rızıklardan helâl ve temiz olarak yemeyi emreder (Maide, 88); helâl olan bir rızkı da haram etmeyi yasaklar (Maide, 87). Bu yaklaşım bize helâl ve haram sınırlarını korumayı ve Allah’ın biz kullarına bahşettiği sayısız nimetlerin O yasaklamadıkça haram olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koyar.
Haram kazanç denilince belki de ilk akla gelen, başkasına ait bir malın sahibinin izni olmadan alınmasıdır. Ancak, haram kazancın alanı sanıldığı kadar dar değildir. Kamu malını sorumsuzca savurmak veya zimmetine geçirmek, fahiş fiyatlarla, hile ve yalanla müşteriyi zarara uğratmak, işçiye alın teri on kere kurusa da ücretini vermemek veya geciktirerek vermek, ölçü ve tartıda hile yapmak, görevli olduğu işi ihmal etmek, ürettiği malın standardını düşürerek malzemeden çalmak da haram kazancın bir versiyonudur. Ne yazık ki günümüzde bunların daha çok yaygın olduğunu söylemek hatalı olmasa gerek. Son yıllarda haksız kazanıldığı iddia edilen mâli değerlerin medyada sıkça yer alması ise, konu üzerinde bütün toplum olarak ciddî şekilde durmayı gerekli kılıyor.
Biz de İslam dininin hak ihlâlleri üzerinde önemle durması ve "kul hakkı"na özel bir önem atfetmesinden hareketle, haram yollarla kazanılan mal ve hizmetlerin bireysel ve toplumsal zararlarına dikkat çekmek, helâl kazanç temininin önemini vurgulamak ve bu alana ilişkin dinimizin yaklaşımını ortaya koymak istedik.
Bu bağlamda, dergimizin bu ayki sayısında, haksız kazanç ve helâl lokma kavramlarına ilişkin kaleme alınmış farklı perspektiflerdeki yazıları okuma fırsatı bulacaksınız. Ayrıca, turizmden çocuğun yaşantısında oyunun önemine, çalışma ahlâkından "sadaka taşlarına" kadar farklı yelpazedeki değerlendirme ve inceleme yazıları da ilginize sunulmakta.
Güzel sözü dinleyen ve öğüt alabilecek kadar kalbi hislenenlere ve bu hislenmenin ardından davranışlarının kritiğini yapabilen ve onlara çeki düzen verebilenlere ne mutlu...

Yüksel Salman