Makale

Bizden...

Bizden...

Merhaba sevgili okurlar!
Bireysellik ve stresin herkesi kuşattığı modem yaşam biçimi içerisinde, Ramazan ayı çok daha anlamlı ve önemli hâle gelmiş bulunmaktadır. Çünkü, Kur’an ve oruç ayı olan Ramazan, bireysel ve toplumsal kazanımların yoğun olarak yaşandığı bir zaman dilimidir. Bireysel anlamda ibadet bilincinin, toplumsal anlamda ise millet olma şuurunun tazelendiği bir dönemdir. Ramazan ayının ve orucun manevî bereketi, her gün görüp yaşadığımız dünyayı ve karşılaştığımız insanları daha bir alçak gönüllülükle, farklı bir açıdan bakmaya yardımcı olur.
Oruç, kulluk ve ibadet bilincinin sürekli hâle gelmesine katkı sağlar. Uyulması gereken belli şartlar sebebiyle oruç, insan hayatındaki anlam ve amacın hatırlanmasını ve gerektiğinde de sorgulanmasını sağlar. Adem Peygamberle başlayan dünya hayatı serüvenindeki kendi yerini tekrar düşünme fırsatı bulur. Bu husus, Kur’an-ı Kerim’de (Bakara sûresi 183.) şöyle dile getirilmiştir: "Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılınmıştır."
Oruç, dinî bilginin ve dindarca yaşantının, sosyal ilişkilere plânlı ve dengeli bir şekilde aktarımını gerekli kılar. Kişi, Ramazan ayında günlük hayatını yeniden plânlar. Alışkanlıklarına çeki düzen verir. Bununla birlikte, günlük hayatın olması gereken akışını durdurmaz, çalışmalarını aksatmaz. Böylelikle çalışma hayatı ile ibadet hayatını dengeli bir şekilde yürütmeyi öğrenir. Ramazan ayında yapılan iftar davetleriyle, bireyler arası ilişkiler daha da canlılık kazanır ve güçlenir. Önemli bir yardımlaşma şekli olan zekât ve fitrenin kimlere verileceği konuşulur, ihtiyaç sahipleri araştırılır. Bu da toplumsal birlikteliğin güçlenmesine önemli katkılar sağlar.
Ramazan ayında okunan Kur’an ayetleri ve dinlenen mukabeleler, gönül huzurunu artırır. Teravih öncesi ve diğer vakitlerde yapılan vaazlar, dinî bilgilerin yenilenmesi sağlar. Sağlam ve sahih bilgiye dayalı dindarlık, insanı güzel ahlâka yönlendirir. Güzel ahlâkın yerleştirilip yaygınlaştırılması Peygamber (s.a.s.)’in en önemli gayelerindendir. Bilgisiz dindarlık olmaz. Eksiz veya yanlış bilgiye dayalı dindarlık ise, insanları hurafe ve bidatlere yöneltir; hatta, bağnazlığa düşürür. Bundan kurtulmanın yolu ise, dinî bilginin temel kaynağı olan Kur’an ve sünnete başvurmaktır. İşte bu hedefler yakalandığı ölçüde, Ramazan ayı çok daha anlamlı ve manevî yönden daha bereketli olacaktır.
Bu mübarek ay içerisinde ahirete irtihal eden şehit ve gazilerimizi ve bilhassa Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ü rahmet ve minnetle anar, yayın ailesi adına hepinizin Ramazan Bayramını en kalbî duygularımla tebrik ederim.
Her şey gönlünüzce olsun...
Ahmet Onay