Makale

GELİN-KAYINVALİDE İLİŞKİLERİ

GELİN-KAYINVALİDE
İLİŞKİLERİ

Rahime Beder Şen

Bazı ebeveynler, gençleri tecrübesiz bulduklarından, onlarla ve dolayısıyla evlilikleri ile sürekli ilgilenme isteğindedirler. Bazıları, gelinlerini/damatlarını sürekli olarak eleştirme eğilimindedirler. Bir diğer gruptakiler, daima evlatlarının kendileri ile ilgilenmesini isterler ve hatta eşlerin birbirleri ile ilgilenmelerini kabul edemezler. Yine bazı ebeveynler, evli çocuklarının her işini kontrol altına almak ve hayatlarındaki her şeye karışmak isterler. Bazı ebeveynler de kendi evliliklerindeki anlaşmazlıklar ve maddî sorunları için hiçbir şey yapmayıp bütün sıkıntılarını çocuklarına yaşatırlar. Bir grup ebeveyn ise psikolojik sorunları nedeniyle eşleri birbirlerine kışkırtıp evlilikte sorun çıkarma konusunda aktif girişimlerde bulunurlar. Bu sayılan özelliklere sahip ebeveynler sayesinde evlilikler çoğu kez çıkmaza itilmektedir.
Bütün toplumlarda kayınpederlere nazaran kayınvalidelerin negatif bir imajı vardır. Gelin-kayınvalide çatışması, her kültürde rastlanan evrensel bir olgudur. Gelinleriyle uyum içinde geçinen kayınvalideler özellikle toplumsal alt kültür katmanlarında neredeyse istisna gibidir. Gelin-kayınvalide arasında yaşanan anlaşmazlıklardan doğan sorunlar eşler arasında da çatışmaya yol açmakta, aile içi duygusal ve fiziksel şiddete neden olmakta, hatta evliliklerin boşanma ile sonuçlanmasını sağlayabilmektedir.
Gelin-kayınvalide anlaşmazlığının birçok psiko-sosyal nedeni vardır. Kayınvalideler, kendilerine göre hayat tecrübesi olmadığını düşündükleri gelinlerini eğitmek istemektedirler. Fakat bunu usulüne uygun olarak yapmak zor geldiği için çoğu kez ima ederek, kızarak, tersleyerek, tavır alarak hatta başkalarının yanında küçük düşürerek yaparlar. Bu tür tutumlar ise, normal olarak herkes için geçerli olduğu gibi gelinde de hoşnutsuzluğa neden olur ve gelinin savunmaya geçmesini ve cephe almasını sağlar.
Gelin-kayınvalide çatışmasının bir başka nedeni kuşak çatışmasıdır. Gelinlerinin de kendileri gibi olmasını isteyen kayınvalideler, farklılığı hazmedemeyip gelinlerini oğullarına şikâyet ederek değişmelerini sağlamaya çalışırlar. Kayınvalideler, gelinlerinin kendilerinden farklı bir birey olduğunu ve farklı zamanda yetiştiklerini, farklı kültürden geldiklerini ve farklı ailede yetiştiklerini algılamak zorundadırlar. Her şeyin değiştiği gerçeğini kabul ettikleri takdirde sorunlar azalacaktır.
Gelin-kayınvalide sürtüşmesinin diğer bir nedeni, paylaşılamayan koca/oğuldur. Kayınvalidenin oğlunu "el kızına" kaptırdığını düşünmesi geliniyle rekabet içine girmesine sebep olur. Burada evlâda bağımlılıktan da sözetmek mümkündür. Oysa o paylaşılamayan erkek, gelinin kocası, kayınvalidenin de oğludur. Bu ilişkinin başka bir boyutu olamaz. Mantıklı düşünüldüğünde erkek için her iki kadının da vazgeçilmez olduğu aşikârdır ve çatışmaya girmeye hiç gerek yoktur.
Vaktiyle kendisi de gelin olmuş, benzer olumsuz tecrübeleri yaşamış olan kayınvalidelerin gelinlerine karşı düşüncelerinde yapıcı bir tutum geliştirmesi mümkünken maalesef bunun tersi tutum ve davranış geliştirirler. Burada da kültürel aktarımın etkisi görülmektedir.
Aileye katılan gelinin artık ailenin bir üyesi olduğu kabul edilerek kayınvalide-gelin ilişkisinin bir nevi an- ne-kız ilişkisi gibi değerlendirilmesi gerekmektedir. Yaşanan olaylarda ve davranışlarda kötü bir niyet bulunmadığı sürece hiçbir konu sorun hâline dönüştürülmemelidir. ilişkilerde sorun çıkması hâlinde konu açıkça görüşülerek, medenî ölçülerde tartışılarak çözüm aranmalıdır. O anda halledilmeyen bir sorun bazen önlenemeyen sonuçlar doğurabileceğinden üstü örtülmemeli ve hafife alınmamalıdır. Ailede bütün üyeler "ben" değil "biz" duygusu ile hareket etmeli ve "ailenin gelişimi ve mutluluğu için ben ne yapabilirim?" diye düşünmeli, bu yolda çaba sarf etmelidir. Aksi takdirde aile içi sağlıksız ilişkiler aile bireylerinin ruh sağlığını bozar ve huzursuzluğa yol açar. Bu nedenle; günlük hayatta karşılaşılan sorunlar ertelenmeyip en uygun zamanda soğukkanlı bir yaklaşımla ele alınarak çözümlenmelidir.
Kızgınlık, insan olmanın gereği olan duygusal göstergelerden biridir. Fakat kişiler arası ilişkilerde öfkeyi ve kızgınlığı kontrol etmek çok önemlidir. Bu nedenle gelin-kayınvalide ilişkilerinde de kızgınlık ve öfke duygusu ile hareket etmeyip, sakin bir şekilde sağlıklı ilişki kurmak önemlidir. Endişe ve duygular karşıdaki kişiye içtenlikle ve saldırmadan iletildiği takdirde çıkabilecek olası sorunlar çözümlenebilecektir. Bu kişilerin yaşamları boyunca aynı erkeği sevdikleri için daima ilişki içinde olacakları düşünülürse, olumsuz ilişkiler geliştirerek tarafların birbirlerini yıpratmaları yerine, sağlıklı ilişkiler geliştirmeleri yerinde olacaktır.
Aile içindeki konum ve statü ile ilgili olan kişisel hakların beraberinde sorumlulukları da getirdiği unutulmamalıdır. Gelin de kayınvalide de birbirlerinin haklarını gözetmeli ve birbirlerine karşı sorumlulukla hareket etmelidir. Her iki tarafın da birbirlerine karşı durumlarını etkili bir biçimde ortaya koyma konusunda bazı sorumlulukları yerine getirmesi gerekir. Aralarındaki sorunları titizlikle gözden geçirerek, kendilerini değişmeye götürecek duygusal davranışların ana hatlarını çizebilme gücünü edinmelidirler. Her insanın belli sınırları vardır ve herkes kendi tarihinin ürünüdür. Dışlamak veya dışlanmaktansa insanlarla sakin ve sevecen bir yaşam geçirmenin daha iyi olduğu bilinmektedir. Gerçekleri kabullenmek yaşantıyı son derece iyileştirmektedir. Gelin-kayınvalide ilişkisinde gücenikliklerden vazgeçip, olabildiğince gerçekçi bir birlikteliğin vereceği huzurun tadını çıkarmak en güzelidir.
Bireylerin kendilerine olan öz saygılarını kaybetmemeleri ve aile içi ilişkilerini bozmamaları için kontrollü olmaları gerekir, ilişkiyi seviyeli bir biçimde yürütmek için gerek gelin gerekse kayınvalide konumundaki kişilerin kendilerini karşısındakinin yerine koyarak (empatik ilişki) iletişime girmeleri gerekmektedir.
Gelin-kayınvalide ilişkisinde genellemelerden vaz geçmek gerekir. Eğer yakınmalar varsa bunu kısa, net ve açık bir biçimde ifade etmek her iki taraf için de faydalıdır.
Gelin-kayınvalide arasında bir sorun yaşandığında gelin, gerek eşiyle gerekse kayınvalidesiyle iletişiminde yaşadığı gerçek duygularını dile getirmelidir. Oysa genelde yapılan, fikirlerin ortaya konulmasıdır. Örneğin "annenin çok zorba tavırlı olduğunu hissediyorum" ifadesinde duygu yoktur. Yani kadın eşine duygusunu ifade etmemiştir. Onun yerine "annen beni başkalarının yanında küçük düşürdüğü zaman çok üzülüyorum/öfkeleniyorum/kızıyorum" demek gerekir.
Kayınvalidelerin gelinlerine yardımcı olmaları, onlara tecrübelerini aktarmaları, maddî-manevî destek vermeleri ve ailede yetki karmaşasına neden olmamaları gerekir. Bu sayede aile içinde yaşanacak sorunlar da önlenmiş olacaktır. Yine kayınvalideler, oğullarını ve gelinlerini yaşam şartlarına karşı motive etmelidirler. Aile içinde ebeveynler ve evlâtlar kendi yetki ve sorumluluklarını bilerek işini en iyi şekilde yapmaya çalışırsa günlük hayata dair ciddi sorunlar ortaya çıkmayacaktır.
Kayınvalideler genellikle, çoluk çocuğa karışmış olan evlâtları ve gelinleri ile ilişkilerinde her şeyi kontrol etmek isteğindedirler. Oysa kendilerini artık dinlenmeyi hak etmiş kimseler olarak kabul edip kafalarını dinlemeyi ve günlerini kendilerine birtakım uğraşlar edinerek geçirme konusunda plânlamayı tercih eden ebeveynler oldukça rahat edeceklerdir. Evlâtlar tarafından unutulmaması gereken husus da; önemli kararlar öncesi büyüklere danışmak ve işlerin sonucu hakkında onları bilgilendirmektir; bu aynı zamanda köklü bir töremiz ve büyüklere saygımızın bir gereğidir.
Gelin-kayınvalide ilişkisinde her iki taraf da ancak olumlu düşünme ve olumlu davranma yeteneklerini geliştirerek yaşamın tadını çıkarabilirler. Mutlu bir yuva; sevgi ve saygı temeli üzerine kurulur ve karşılıklı sorumlulukların yerine getirilmesiyle devam ettirilebilir.