Makale

SORUN SÖYLEYELİM

SORUN SÖYLEYELİM

Hazırlayan: Dinî Sorulan Cevaplandırma Komisyonu

• Bir mezhebe bağlanmak gerekir mi?
Esas olan, Müslümanların hükümleri asıl kaynaklarından, Kur’an’dan ve sünnetten almalarıdır. Buna gücü yetmeyenler ise, bir mezhep imamının veya bir müçtehidin o konuda verdiği cevaba uyabilirler. Genelde geniş halk kitlelelerinin dinî konuları bizzat delillerine bakarak çözmeleri mümkün olmadığı için bir mezhebin görüşünün tercih ve taklit edilmesi yaygın bir uygulama hâline gelmiştir.
Bir konuda verilen fetvayı alıp uygulayacak olan kişi o konuda vicdanen tatmin omluş olmalıdır. Zahiren istenilen yönde olsa bile, kişiyi vicdanen de tatmin etmeyen fetvanın uygulanması caiz olmaz.
Dolayısı ile bir mezhebe bağlılığın gerekliliğini savunmak kadar, "kişi muhayyerdir, dilediği müçtehidi taklit eder" demek de doğru değildir.
• Kabir ziyareti nasıl yapılmalıdır? Ölülerden yardım istenebilir mi?
Kabir ziyareti; erkek ve kadın Müslümanlar için menduptur. Nitekim Hz. Peygamber, ölüm ve ahiretin hatırlanması için kabir ziyaretlerini tavsiye etmiş, "Kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü kabirleri ziyaret, size ahireti hatırlatır" buyurmuştur. (Ibn Mâce, Cenâiz, 47) Kabirlerin haftada bir gün, özellikle Cuma veya Cumartesi günleri, ayrıca arefe ve bayram günleri ziyaret edilmesi iyidir. Zira Hz. Peygamber’in genellikle bu günlerde kabir ziyaretinde bulunduğuna dair rivayetler bulunmaktadır. Kabirleri ziyaret eden kimse, kıbleye veya ölülerin yüzüne karşı dönerek, "es-Selâmu aleyküm yâ ehle’l kubûr. Ve innâ inşâallahu bi- küm lâhikün." (Ey kabir halkı! Allâh’ın selâmı üzerinize olsun. Inşaallah biz de size (bir gün) kavuşacağız.) diyerek selâmlar.
Kabir ziyaretinde bulunan, sevabını ölülere bağışlamak üzere Kur’an-ı Kerim okur, onlar ve kendisi için duada bulunur. Kabir ziyaretinde, mezar taşlarına el-yüz sürülmez, kabirler çiğnenmez, üzerine oturulmaz ve yatılmaz. Ayrıca kabirlere karşı namaz kılınmaz ve ölülere adakta bulunulmaz. Ziyaret esnasında ölülerden medet beklemek, kabirlerin etrafında dolaşmak, mum yakmak gibi bidat ve hurafelerden uzak durulmalıdır.
• Mucize çeşitleri nelerdir?
Hz. Peygamber’in nübüvveti esnasında ortaya koyduğu mucizeler, manevî (aklî), hissî (maddî) ve haberî olmak üzere üç şekilde sınıflandırılmıştır. Manevî mucizeye en büyük örnek Kur’an’dır. Çünkü Kur’an, her çağdaki akıl sahibi insana hitap eden, akıllara durgunluk veren, başkalarının benzerini meydana getirmekten aciz kaldıkları büyük ve ebedî bir mucizedir: "Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydi onun benzeri bir sure getirin, eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin)." (Bakara, 23) Bir hadiste de şöyle buyurulmuştur: Hiçbir peygamber yoktur ki, onlara kendi zamanlarındaki insanların inandıkları bir mucize verilmiş olmasın. Bana mucize olarak verilen ise ancak Allah’ın bana vahyettiğidir." (Buhârî, I’tisâm, 1)
Hissî mucize olarak, Ay’ın ikiye bölünmesi, Hz. Peygamber’in parmaklarının arasından suyun akması, bir ziyafet esnasında zehirlenmek istenince olaydan haberdar olması, bir hurma kütüğünün teessürünü inilti şeklinde duyurması; haberî mucizeler için de Hz. Peygamber’in Mekke’nin fethi, İslâm’ın tebliği ve meydana gelen savaşlarla ilgili olarak açıkladıkları olay ve haberler örnek olarak gösterilebilir.
• Kadınların özel hallerinde (âdet ve loğusalık) yapamayacakları şeyler nelerdir?
Kadınlar hayız ve nifas hallerinde, cinsel ilişkide bulunamaz (Bakara, 222); namaz kılmaz, oruç tutmazlar. (Buharî, Hayz, 1; Müslim, Hayz, 14, 15) Bu konuda müçtehitler görüş birliği içindedirler. Kadınlar hayız ve nifas hallerinde kılmadıkları namazları daha sonra kaza etmez, ancak oruçları kaza ederler. Kadınların bu hallerinde, namaz ve oruçtan muaf tutulmaları, onların pis olmalarından dolayı değil, psikolojik ve fizyolojik yüklerini hafifletme amacına yöneliktir. Diğer taraftan kadınlar, bu hallerinde müçtehitlerin büyük çoğunluğuna göre Kâbe’yi tavaf edemezler.
• Hayız ve nifas hallerinde kadınlar Kur’an okuyabilirler mi?
Özel hallerinde kadınların Kur’an okuyamayacaklarına dair açık bir nas bulunmadığından, âdet gören veya loğusa olan kadınların, Kur’an-ı Kerim’i okumaları konusunda İslam bilginleri farklı görüşler ortaya koymuşlardır.
Hanefî ve Şafiî mezheplerine göre hayızlı ve nifaslı "loğusa" kadınlar, dua kastıyla dua anlamı içeren ayetler dışında Kur’an okuyamazlar, imam Mâlik ve Ahmed b. Hanbel’e göre hayızlı veya nifaslı olan kadınlar el sürmeden ezbere veya yüzünden Kur’an-ı Kerim’i okuyabilirler. (Fethu’l-İnaye, 1/217) İmam Mâlik bu durumdaki öğretici ve öğrencilerin Kur’an-ı Kerim’i tutmalarını da öğretme ve öğrenme zaruretine binaen câiz görmüştür. (Babu Fethi’l-inaye, I, 217-218) İbn Hazm ise, hayızlı ve nifaslı olan kadınlarla, cünüp olan kimselerin hem Kur’an-ı Kerim’i tutmalarının ve hem de okumalarının câiz olduğunu söylemiştir, (el- Muhallâ, I, 94)
Bu görüşler birlikte değerlendirildiğinde, Kur’an okumaya veya araştırma yapmaya ihtiyaç duyan kadınların, dinin asıl kaynağı olan Kur’an ile irtibatını kesmemek amacıyla, hayız ve nifas hallerinde Kur’an-ı Kerim okumalarında sakınca yoktur.
• İma ile namaz
İslâm dini kolaylık üzerine bina edilmiştir. Buradan hareketle sorumluluklar da kulun gücüne göre belirlenmiş, gücü aşan durumlar için kolaylaştırma esası getirilmiştir. Hastalık da bu kolaylaştırma sebepleri arasında yer almaktadır.
Buna göre, ayakta namaz kılmaya gücü yetmeyen veya ayakta durmakta zorlanan kimse, oturarak namazını kılabilir. Rükû veya secde etmeye gücü yetmeyen kimse de ima ile namazı kılar.
İma, namazda rükû ve secde yerine başla işaret etmek demektir. Bu şekilde namaz kılan kişi, rükû için başı biraz eğer; secde için ise rükûdan biraz daha fazla eğer. Secdede başını yere koyamayan kimsenin, bir şeyi başına kaldırarak ona secde etmesi caiz değildir. Bu durumda olan bir kimse usulüne göre, namazını ima ile kılar.
Oturarak namaz kılamayan, sırt üstü yattığı yerde ima eder. .
Bir kişi ayakta durmaya gücü yettiği halde, rükû ve secdeye gücü yetmiyorsa, ayakta veya oturarak ima edebilir; ancak oturarak ima etmesi daha uygundur. Kaş veya göz ile ima ederek namaz kılınmaz. Başı ile ima etmeye gücü yetmeyen kimsenin namaz kılması gerekmez.
• İmamdan farklı bir mekanda, hoparlör bağlantısıyla imama uyulabilir mi ?
İmam ile imama uyanların namaz kıldıkları yerin hakikaten veya hükmen bir olması gerekir. Bu itibarla, ses bağlantısı olmak kaydıyla, cami olarak kullanılan binanın farklı kat ve bölümlerinde, imama uyarak namaz kılınabilir.
İmamın sesini işiterek veya kendisini görerek namazdaki hareketlerini takip edebilecek konumda olan kimselerin, imama uymaları sahih olur, imamı görmeyen veya sesini duymayan kişilerin, cemaatten bazılarını görmesi veya cemaatten tekbir getiren kişinin tekbirini duyması hâlinde imama uyabilirler.
• Ölüyü tezkiye etmenin dini hükmü nedir?
Ölen bir kişinin, iyi bir insan olduğuna dair Müslümanların şahitlik etmelerine tezkiye denir. Hz. Peygamberin, ashabın lehinde şahitlikte bulunduğu cenaze için "cenneti hak etti"; aleyhinde şahitlikte bulunduğu cenaze için de "cehennemi hak etti" buyurduğu rivayet edilmiştir. (Buhârî, Cenâiz, 86; Müslim, Cenâ- iz, 60)
Günümüzde, bu tezkiyenin yapılmasını sağlamak amacıyla, cenaze namazını kıldıran kişi, cemaatin ölü hakkındaki kanaatlerini sormaktadır. Cenazenin hâlini genellikle iyi olarak bilen kişinin, iyiliğine şahitlik yapması; tanımayan veya kötü olarak bilen kişinin ise, hayır duada bulunması uygun olur.
• Cenaze için salâ verilir mi?
Salâ; cemâati bayram veya Cuma namazına çağırmak ya da bazı yerlerde kılınacak cenaze namazını haber vermek amacıyla, camilerde okunan Hz. Peygambere selâm ve övgüdür.
Ölüm haberinin çeşitli yollarla duyurulması sünnettir. Bu bakımdan, minareden cenaze salâsı okunması ve arkasından da ölen kişinin adının ve memleketinin söylenmesinde, dinen bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak, ölen kişi için övücü sözler söylenmesi uygun değildir.
• Cenazenin bulunduğu odada Kur’an okunabilir mi?
Yıkanmadan önce veya yıkandıktan sonra, Kur’an- ı Kerim okunarak sevabı cenazenin ruhuna bağışlanabilir. Bazı bilginler, yıkanıncaya kadar cenazenin bulunduğu odada sesli olarak Kur’an okumayı hoş karşı- lamamışlardır. Bununla beraber, cenaze yıkanmadan yanında veya başka bir odada Kur’an okunabilir.
• Cenaze başka bir yere nakledilebilir mi?
Kişinin, öldüğü yere gömülmesi müstehaptır. Ancak, cesedin kokma tehlikesi yoksa, cenazenin başka bir memlekete taşınmasında ve oraya gömülmesinde bir sakınca yoktur.
• Farklı mezhepten bir imama uyarak namaz kılınabilir mi?
Mezheb farklılığı namazda iktidaya (imama uymaya) engel değildir; bir kimse başka mezhepten bir imama uyarak namaz kılabilir. Bu imamın kendi mezhebindeki şartlara aykırı bir davranış içinde bulunup bulunmadığını araştırması gerekmez. İmamın namazı kendi mezhebine göre sahih olduğunda, cemaatin namazı da sahih olur.