Makale

CANA KIYMAK BÜYÜK GÜNAHTIR

Doç. Dr. İsmail Karagöz
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

CANA
KIYMAK
BÜYÜK GÜNAHTIR

İlah, evrende vâr olan her şeyi insanların emrine verdiği gibi, ilk insandan itibaren peygamberlerin yanında bazı kitaplar göndermek suretiyle doğru yolu göstererek, onların dünya ve âhirette mutlu olmalarını istemiştir. Bu mutluluğu sağlayabilmeleri amacıyla onlarla bir takım emirlerin yanında bazı yasaklar koymuştur. Bu yasaklardan biri de cana kıymaktır. Allah, insanların bedenlerine ruhundan üfleyerek verdiği canı (Secde, 89) geri almayı, melekleri vasıtasıyla kendisi üstlenmiştir. (Necm, 44) Bu sebeple cana kıymayı, en büyük günahlardan biri saymıştır.
Akıl, vicdan, düşünme, anlama, konuşma gibi bir çok üstün yeteneklerinin yanında, insanların bir takım zafiyetleri de vardır.
İşte insanlar böyle çift yönlü yaratılmıştır. Çünkü Allah, insanları ölümleri ve hayatları ile imtihana tâbi tutmuş, iyilik ve kötülük yapabilme yeteneği ve özgürlüğü vermiştir. Ancak kötülükleri yasaklamış, iyilikleri ise emretmiştir. Neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilmeleri için insanların akıllarını kullanmaları, peygamber, Kur’an’ın rehberliğinden yararlanmalarını istemiştir.
Cana kıymak, aklın ve dinin bir tarafa bırakılıp süflî arzulara uymanın, şeytanın vesveselerine ve kötü insanların tuzaklarına düşmenin bir sonucudur.
Allah’ın yasaklamasına rağmen insanlık tarihi cinayetlerle doludur. Yeryüzünde işlenen cinayetler, ilk insan Adem peygamberin oğlu Kabil’in, kıskançlık ve bencillik sonucu kardeşi Habil’i öldürmesiyle başlamıştır.(Mâ- ide, 28) Kabil, kardeşi Habil’i öldürdükten sonra yaptığına pişman olmuştur. Bütün cinayetlerin sonu pişmanlık ve hüsrandır.
Çünkü insan öldüren, vicdanen huzursuz olduğu gibi, dünyada ve âhirette yaptığının cezasını çeker.
Yüce Allah cana kıymak şiddetle yasaklamakla kalmamış, bir insanı öldüren kimsenin bütün insanları öldürmüş gibi olacağını bildirmiş, (Mâide, 32)
Nisa suresinin 93. âyetinde özellikle kasten bir mümini öldüren kimseye kızdığına, ona lânet ettiğini ve onu cehennemle cezalandıracağını vurgulamıştır:
"Her kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalmak üzere cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır."
(Nisa, 93)
Yazımızda bu âyeti tahlil etmeye çalışacağız.
Ayetin içerdiği hükümler
Ayet beş hüküm içermektedir:
1. Cana kıymak haramdır
Hz. Adem (a.s.)’dan itibaren peygamberlerin insanlara tebliğ ettikleri hak din İslâm’ın, korunmasını hedeflediği beş temel ilkeden biri canı korumaktır. Canın korunması yani can güvenliğinin sağlanması en başta gelen temel haklardan biridir. Can güvenliği olmadan diğer hakların kullanılması çok zordur. Bu itibarla islâm dini, can güvenliğini sağlamak amacıyla, insan öldürmeyi kesin olarak yasaklamıştır: Bu yasağı ifade eden bir çok âyet ve hadis vardır:
"Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın..."(Mâide, 32; isrâ, 32)
Ayette sözü edilen haklı sebep; kasten insan öldürmek, (Bakara, 179; Mâide, 45) savaş hâli ve nefsi müdafaa ile fesat çıkarma ve yol kesme gibi terör suçlarıdır.(Baka- ra,190, Mâide, 32, 33, 34. Bazı hadislerde meşru öldürme sebebi olarak cana kıyma, evli bir kimsenin zina etmesi, dini terk edip Müslüman cemaate cephe alma şeklinde sayılmaktadır, bk. Tir- mizî, Diyât, 10, IV, 19) inancı, ırkı ve cinsiyeti ne olursa olsun, haksız yere insan öldürmek haramdır. Yüce Allah; suçsuz yere bir insan öldürmeyi, bütün insanları öldürmek gibi saymaktadır:
"Kim, bir cana kıymamış ya da yer yüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur." (Mâide, 32)
Mümin, Allah’ın bu yasağını asla ihlâl edemez, imanı buna engel olur. Kur’an’da bir müminin, bir insanı hatanın dışında asla öldüremeyeceği bildirilmektedir.(Nisa, 92)
Yaşama hakkına ve can güvenliğine saygı, her insanın hakkı ve görevidir. Cana kıymamak, Kur’an’da Allah’ın has kullarının en başta gelen özellikleri arasında sayılmıştır.(Furkân, 92) Peygamberimiz (s.a.s.); "Helak edici yedi büyük günahtan kaçının" buyurmuş,
"Nedir onlar ey Allah’ın Elçisi" diye sorulduğunda, şöyle cevap vermiştir:
"Allah’a ortak koşmak, büyü yapmak, haksız yere cana kıymak, yetim malı yemek, savaştan kaçmak ve bir şeyden habersiz iffetli müminlere zina suçu isnat etmek."(Müslim, îman, 145,
I, 92; Buhârî, Vesâyâ, 23; Hudût, 48)
Peygamberimizin helak edici yedi büyük günah arasında şirk ve büyüden sonra üçüncü sırada cana kıymayı zikretmesi dikkat çekicidir. Sahabeden Hz. Enes’in bildirdiğine göre Peygamberimiz, adam öldürmenin de aralarında bulunduğu büyük günahları şöyle sıralamıştır: "Büyük günahlar; Allah’a ortak koşmak, ana-babaya isyan etmek, adam öldürmek ve yalan söylemektir." (Müslim, iman, 144, I, 91; Ahmed, II, 201)
Cana kıymak insan hakkını ihlâl etmektir ve haramdır:
"Her Müslümanın diğer Müslümana ırzı, malı ve canı haramdır." (Müslim, Birr, 32; Tir- mizi, Birr, 18; Ebû Dâvûd, Edeb, 35; bk. Müslim, Kasâme, 29, II, 1306)
Öneminden dolayı kıyamet gününde ilk sorgulama cana kıyma suçu ile ilgili olacaktır: "Kıyamet gününde insanlar arasında ilk hüküm, insan öldürme suçu için verilecektir."(Bu- hârî, Kasâme, 28, II, 1304, Ibn Mâce, Diyât, 1,
II, 873; Nesâî, Tahrîm, 2, VII, 84; Tirmizî, Diyât, 8, IV, 1 7)
Zikrettiğimiz âyet ve hadislerde cana kıyma suçunun, mümine veya mümin olmayan insana yönelmesi açısından bir ayırım yapılmamıştır. İster mümin ister kâfir olsun, her insanın canı saygındır ve haksız yere o cana saldırı yapılamaz. Şu hadis bu gerçeğe işaret etmektedir: "İslâm toplumu içinde yaşayan gayri müslim bir insanı haksız yere öldüren kimse, cennet kokusunu koklayamaz...."(Buhârî, Diyât, 30; Tirmizî, Diyât, 11, IV, 20; Nesâî, Kasâme, 14; ibn Mâce, Diyât, 32; Ahmed, II, 186)
Tahlil ettiğimiz âyette bir müminin kasten öldürülmesi söz konusu edilmektedir. Hiç suçu yok iken bir mümini öldürmek, Allah katında çok büyük günahtır. Peygamberimiz (a.s.)’ın şu hadisleri bunu ifade etmektedir:
"Allah katında dünyanın zevali, bir Müslü- manın öldürülmesinden daha ehvendir." (Nesâî, Tahrîm, 2, VII, 82; İbn Mâce, Diyât, 1, II, 874; Tirmizî, Diyât, 7, IV, 16)
"Allah katında mümini öldürmek, dünyanın yok olmasından daha büyüktür."(Nesâî, Tahrîm, 2, VII, 82)
"Eğer yer ve gök ehli bir müminin öldürülmesinde ortak olsalar, Allah hepsini cehenneme atar."(Tirmizî, Diyât, 8, 17)
Dolayısıyla mümin, ne kendisini (İntihar etmek şiddetle yasaklanmıştır bk. Müslim, iman, 1 75; Ahmed, II, 254) ne de mümin veya kâfir bir insanı öldüremez. (Bk. Nisa, 29-30) Mümin, bir insanı öldürmek şöyle dursun, insanın beden varlığına herhangi bir zarar veremez, insana zulmedemez:
"Sakın zalimlere en küçük bir meyil göstermeyin. Sonra size ateş dokunur."(Hûd, 11 3) Bırakın insanın beden varlığına zarar verilmesini, Allah müminlere sözle bile eziyet edilmesini yasaklıyor;
"Mümin erkeklere ve mümin kadınlara bir şey yapmadıkları halde eziyet edenler bir iftira ve açık bir günah işlemişlerdir."(Ahzab, 58) Eziyet bir yana Allah, müminlerle alay edilmesini, müminlere kötü lâkap takılmasını, gizli hâllerinin araştırılmasını ve arkalarından çekiştirilmesini bile yasaklamaktadır. (Hucûrât, 4911-12)
Bütün bu yasaklar, İslâm’ın cinayete, işkenceye, zulme ve teröre ne kadar karşı olduğunu, insana ne kadar değer verdiğini ortaya koymaktadır.
Cana kıyma ve insanın beden varlığına zarar verme;
"Nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız..."(Müslim, iman, 93, 74; Ebû Dâvûd, Edep, 142, V, 378)
"Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği (hayırlı şeyleri) (el-Hindî, Kenzü’l-Ummal, I, 41. No: 95), mü’min kardeşi için de sevip arzu etmedikçe iman etmiş olamaz"(Buhârî, iman, 7,
I, 9; Tirmizi, Kıyâme, 22) , anlamındaki hadislerde ifade edilen ahlâkî prensiple bağdaşmaz.
Mü’minlerin birbirlerini sevmeleri ve birbirlerine asla zarar vermemeleri gerektiğini bundan daha güzel ifade etmek mümkün değildir, iyi bir mü’min olabilmek için müminleri sevmek, dolayısıyla ona zarar vermemek şart koşulmuştur. Her ne kadar sevginin yeri kalp ise de mü’minlerin söz, fiil ve davranışlarıyla bunu dışa yansıtmaları, sadece kendilerini değil müminleri de düşünmeleri, sevgiyi pekiştirecek şeyleri yapmaları gerekir. Mümini seven, onu öldürebilir mi?
"Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez."(Buhârî, Mezalim, 3, III, 98)
"Müslüman o kimsedir ki, Müslümanlar onun elinden ve dilinden güvende olur- lar"(Müslim, İman, 65, I, 65; Buhârî, iman, 405; Tirmizi, iman, 13)
"Mü’min o kimsedir ki, insanlar, mallarına ve canlarına karşı ondan emin olurlar"(Tirmizi, İman, 12; Nesâî, iman, 8;. ibn Mâce, Fiten,
2; Ahmed, III, 154)
Ayet ve hadislerden verdiğimiz örnekler gösteriyor ki, İslâm en çok değeri insana veriyor. İnsanın en başta gelen değeri ise; varlığı ve yaşama hakkıdır.
Meşru sebepler dışında bu hakka saldırının hiçbir sebebi ve gerekçesi yoktur.
2. İmanı sebebiyle veya cana kıymayı helâl sayarak mümini öldüren kimsenin cezası ebedî cehennemdir.
Tahlil ettiğimiz âyette Yüce Allah, bir mümini kasten öldüren kimsenin cezasının ebedî cehennem olduğunu bildirmektedir. Kasten de olsa bir cana kıyan kimse dinden çıkmaz. Yukarıda zikrettiğimiz hadislerde insan öldürmenin büyük günah olduğu bildirilmektedir. Büyük günah işleyen kimse inkâr etmedikçe mümindir. Mümin ise ebedî cehennemde kalmaz, Peygamberimiz (s.a.s.), müminin mutlaka cennete gireceğini bildirmiştir. (Müslim, iman, 43, 46, I, 55, 57) Öyle ise âyetin anlamı nedir? Niçin kasten bir insanı öldüren kimsenin ebedî cehenneme gideceği bildirilmiştir? Bunu birkaç şekilde yorumlamak mümkündür:
a) Ayet; bir mümini sırf imanı sebebiyle öldüren kimse ebedî olarak cehenneme atılır anlamındadır. Çünkü bu kimse bu tavrıyla dine karşı çıkmaktadır. Ayetin inmesine sebep olan olayda kâtil irtidat etmiştir:
Sahabeden Mikyâs bin Dabâbe el-Kinânî ile kardeşi Hişâm Müslüman olurlar. Mikyâs, kardeşi Hişâm’ı Benî Neccâr yurdunda öldürülmüş olarak bulur. Durumu Peygamberimize bildirir. Peygamberimiz (s.a.s.), Mikyâs’ı sahabeden Bedir gazisi Zübeyr ibn lyâz el-Fihrî ile Benî Neccâr yurduna gönderir ve Mikyâs’a; "kâtili biliyorlarsa kısas yapılması için teslim etmeleri, bilmiyorlarsa diyet ödemeleri gerektiğinin bildirilmesini" söyler. Mikyâs, haberi Beni Neccâr’a bildirir. Beni Neccâr, "kâtili bilmediklerini" ancak diyet ödemeyi kabul ettiklerini bildirirler. Diyet olarak 100 deve verirler. Mikyâs ile Zübeyr develeri alıp Medine’ye doğru yola çıkarlar. Yolda Mikyâs, develere göz diker, şeytana uyup müslüman olmaktan vazgeçer, Zübeyir’i öldürür ve bir taş ile kafasını parçalar ve devleri alıp Mekke’ye gider. Tahlil ettiğimiz âyet bu olay üzerine iner. Mikyâs, Mekke’nin fethedildiği gün Kabe’nin örtüsüne gizlenir, ancak yakalanır, affedilmez ve öldürülür. (Ta- berî, IV, 5/21 7; Kurtubî, V, 332; Hâzin, II, 139; Yazır, II, 1423-1424)
b) Ayet; insan öldürmenin haram olduğunu kabul etmeyen kimse, ebedî olarak cehenneme atılır anlamındadır. Sahabeden Abdullah ibn Abbas, âyeti bu şekilde yorumlamıştır:
"Kim bir mümini kasten öldürülmesini helâl sayarak öldürürse, cezası içinde ebedî kalmak üzere cehennemdir." (Taberî, IV, 5/21 7; Kurtubî, V, 334)
c) Ayet, kasten bir mümini öldüren kimse, uzun süre kalmak üzere cehenneme atılır anlamındadır. Ayette geçen "haliden" kelimesi, bu âyette uzun süre anlamındadır. (Tâhir b. Âşûr, et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr, III, 164, Dâru Sahn, Tunus, tarihsiz) Bu anlama göre kasten bir mümini öldüren kimse cehenneme atılır ve uzun süre orada kalıp cezasını çeker, sonra cehennemden çıkartılır ve imanının mükâfatı olarak cennete konur.
Kur’an-ı Kerim’de cana kıymanın dışında başka büyük günahları işleyen kimselerin mesela faiz alıp verenlerin, (Bakara, 279) zekâtlarını vermeyenlerin, (Tevbe, 34-35) namazlarını kılmayanların ve şehvetlerine uyanların (Meryem, 59) cehenneme atılacakları bildirilmektedir.
d) Ayet, kasten bir mümini öldüren kimse - dünyada tövbe etmediği takdirde- ebedî olarak cehennemde kalır anlamındadır. Mutezile mezhebi bilginleri âyeti böyle anlamışlar, amelin imandan bir cüz olduğu, büyük günahları işleyen kimselerin dinden çıkacakları ve tövbe etmedikleri takdirde, bu kimselerin ebedî cehennemde kalacakları şeklindeki görüşlerine delil olarak bu âyeti de zikretmişlerdir. (Zemah- şerî, Mahmud b. Ömer, el-Keşşâf, I, 552, Mat- baatü’l-lstikamet, Kahire, 1946)
d) Ayeti, zahir anlamıyla alıp kasten bir mümini öldüren kimsenin tövbesinin kabul olmayacağını ve bu kimsenin ebedî olarak cehennemde kalacağını söyleyenler de olmuştur. (Taberî, IV, 5/219; Kurtubî, V, 334) İbn Ab- bas’a kasten bir mümini öldüren, sonra tövbe edip sâlih ameller işleyen ve hidayet üzere olan kimsenin, tövbesinin kabul edilip edilmediğinin sorulması üzerine, kabul edilmediğini söylemiş (Nesâî, Tahrîm, 2, VII, 85; ibn Mâce, Diyât, 1, II, 874; Ebû Dâvûd, Fiten, 6, IV, 463) ve "Bu kimse için tevbe yoktur" demiştir. (Ebû Dâvûd, Fiten, 6, IV, 466)
"Kim Allaha hiçbir şeyi ortak koşmadan ve öldürülmesi haram olan bir cana kıymadan ölürse cennete girer."(lbn Mâce, Diyât, 1, II, 873)
"Kâfir olarak ölen veya bir mümini kasten öldüren kimsenin günahı hariç, Allah’ın her günahı affetmesi umulur."(Ebû Dâvûd, Fiten, 6, IV, 463.Nesâî, Tahrîm, 1, VII, 81. el-Münzirî, III, 295-297) anlamındaki hadisler ve benzeri rivayetleri (bk. Nesâî, Tahrîm, 2, VII, 85; Kasâme, 48; ibn Mâce, Diyât, 2; Ahmed, I, 222; el-Münzirî, III, 295-297) esas alarak, adam öldürme günahının da bağışlanmayacağı görüşünü benimseyenler olmuşsa da bu görüş, Kur’an ve sünnetin genel ilkeleri ve bir çok âyet ve hadis ile çelişmektedir. Bu tür hadisleri, insanları günahlardan uzaklaştırmanın ve cana kıymanın ne kadar büyük bir günah olduğunu bildirmeye yönelik beyan olarak anlamak gerekir. Tahlil ettiğimiz âyet ve zikrettiğimiz hadisler insanları cana kıymaktan men etmede mübalağa ifade eder. (El- Bağavî, Hüseyin b. Mes’ûd, Meâlimü’t-Tenzîl, II, 267, Dârü Taybe, Riyâd, 1993)
Ayetin en isabetli yorumu, (a) ve (b) şıklarında zikrettiğimiz yorumlardır. Diğer yorumların isabetli olmadığı açıktır. Çünkü bir insanın küçük büyük ne kadar günahı olursa olsun, inkâr etmediği ve dinden çıkacak bir davranış içerisine girmediği sürece mümindir. Büyük günah işleyen ancak tövbe etmeden ölen müminin hâli Allah’a kalmıştır. Allah dilerse onu affeder, dilerse cezalandırır, cehenneme atar, sonra lütfü ve keremi ile cehennemden çıkarır ve onu cennetine koyar. Bu hususu ifade eden Kur’an ve sünnette bir çok delil vardır. Yüce Allah âhirette, müşrik, kâfir ve münafıkları affetmeyeceğini, bunun dışında dilediği kimseler günahlarını bağışlayabileceğim bildirmektedir. (Nisa, 18, 168, 169, 48, 116; Tevbe, 80; Münâfikûn, 6) Şu hadisler de bunun delilidir:
Sahabeden Ubâde ibn Sâmit anlatıyor:
Bize bir mecliste Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, haksız yere Allah’ın haram kıldığı cana kıymamak üzere bana biat edin. Kim bu yasaklara riayet ederse, mükâfatı Allah’a aittir. Kim de bu yasaklardan birini ihlâl eder ve bu sebeple dünyada cezalandırılırsa bu, onun için kefaret olur. Kim bu yasaklardan ihlâl eder de Allah onu örter, gizler ve cezaya maruz kalmazsa, bu kimsenin hâli Allah’a kalır. Allah dilerse onu bağışlar, dilerse cezalandı- rır."(Buhârî, Ahkâm, 49, VIII, 125; Nesâî, Bîa, 9,
VII, 142, 38, VII, 161; Müslim, Hudût, 41, 43,
VIII, 1333; Tirmizî, Hudut, 12, IV, 45. VIII, 44)
Bu hadis-i şerifte dört büyük günah zikredilmiştir: Allah’a ortak koşmak, hırsızlık, zina ve cana kıyma. Allah’a ortak koşan insan dinden çıkar, tövbe etmeden ölürse, Allah bu kimseyi affetmez. (Nisa, 48, 116)
"Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimse cennete girer, Allah’a bir şeyi ortak koşan kimse de cehenneme girer."(bk. Müslim, îmân, 150-152, I, 94; Buhârî, Cenâiz, 1, II, 69) anlamındaki hadis, bu hususu açıkça ifade etmektedir.
Bir mümin; zina, hırsızlık ve cana kıyma sebebiyle dünyada cezalandırılır yani âyet ve hadislerde bu suçlara ön görülen cezalar uygulanırsa, artık dünyada suçunun cezasını çektiği için âhirette bir daha cezalandırılmaz. Ama bu suçları işlediği hâlde bir şekilde cezadan kurtulur ve tövbe etmeden ölürse hâli Allah’a kalır. "Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder."(Mâide, 18; bk Mâide, 40)
Sahabeden Ebu Zer el-Cıfârî anlatıyor:
Hz. Peygamber (s.a.s.); "Allah’tan başka ilâh yoktur diyen ve bu imanı üzere ölen kimse cennete girer" buyurdu. Ben; "Zina etse ve hırsızlık yapsa da mı" dedim. Hz. Peygamber (s.a.s.), " Zina etse ve hırsızlık yapsa da" buyurdu. Ben tekrar,"Zina etse ve hırsızlık yapsa da mı" dedim. Hz. Peygamber (s.a.s.), "Zina etse ve hırsızlık yapsa da" buyurdu. Ben sözümü üç defa tekrar ettim. (Hz. Peygamber aynı cevabı verdi), dördüncüsünde; "Ebû Zer’in burnu yerde sürünse de" buyurdu. (Müslim, İman, 154, I, 95)
Hırsızlık ve zina büyük günahlardandır. Bu hadiste mümin olarak ölen kimsenin, zina etmiş ve hırsızlık yapmış da olsa cennete gireceğini, Peygamberimiz ısrarla bildirmektedir. Dolayısıyla cana kıymak da büyük bir günahtır. Kâtil mümin olarak öldüğü takdirde cennete girer. Ceza görüp görmemesi Allah’ın iradesine bağlıdır.
Kâtilin tövbesinin kabul edilmeyeceği meselesine gelince, bu görüş de Kur’an ve sünnete uygun değildir. Çünkü şirk, küfür ve nifak gibi günahları bile tövbe edildiği takdirde Allah kabul etmektedir. Günah ne kadar büyük olursa olsun insan, şartlarına uygun tövbe ederse, Allah onu bağışlar. Nitekim Fürkân suresinin 68-69. âyetlerinde Allah’a ortak koşan, haksız yere cana kıyan ve zina eden kimseye ağır azap edileceği, kıyamet gününde azabının kat kat artırılacağı ve cehenneme atılacağı ve orada ebedî kalacağı bildirildikten sonra 70. âyette;
"Ancak tövbe edip iman eden ve sâlih amel işleyen kimse hariç (Allah, bu kimseyi cezalandırmaz,) onların kötü amellerini iyi amellere çevirir. Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir" buyurulmuştur. (Tahlil ettiğimiz Nisa suresinin 93. âyeti Fürkân suresinin 68-69. âyetlerinden sonra inmiştir, bk. Taberî, IV, 5/333)
Zümer suresinin 53. âyetinde Yüce Allah’ın bütün günahları bağışlayacağı bildirilmektedir:
"(Ey Peygamberim!) De ki: ’Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarımÎAllah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
İnkâr etmek, insan öldürmekten daha büyük günahtır. Kâfirin tövbesi makbuldür. Şu âyet bunun delilidir:
"(Ey Peygamberim!) İnkâr edenlere de ki: Eğer (iman edip Müslümanlara düşmanlık etmekten) vazgeçerlerse geçmiş günahları bağışlanır..." (Enfâl, 38)
Allah kâfirin inkârına yaptığı tövbeyi bile kabul ettiğine göre, kâtilin tövbesini de kabul eder. Nitekim Buhârî ve Müslim’in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.s.), vaktiyle 100 kişiyi öldüren bir kimsenin yaptığı tövbenin kabul edildiğini bildiren bir olayı ashabına anlatmıştır. (Buhârî, Enbiyâ, 54; Müslim, Tevbe, 46-48; İbn Mâce, Diyât, 2, II, 875; Ahmed, III, 2042)
Kâtilin tövbesinin kabul olması, işlediği suçun dünyada cezasını çekmeyeceği anlamına gelmez.
Dört çeşit öldürme söz konusudur:
a) Hata ile öldürme
"Hata ile öldürme"; kasıtsız ve öldürmeyi plânlamaksızın bir insanı öldürmektir. Mesela av için attığı bir kurşunun, görmediği bir insana isabet etmesi sonucu o insanın ölmesi hata sonucu öldürmedir.
Yüce Allah Nisa suresinin 92. âyetinde, "Bir müminin bir mümini ancak hata ile öldürebileceğini" bildirdikten sonra, bu kimse için şu yaptırımların uygulanmasını emretmiştir:
Hata ile cana kıyan kimse; bir mümin köleyi özgürlüğüne kavuşturur ve ölenin varislerine diyet öder.
Ölenin varisleri isterlerse diyet almaktan vazgeçebilirler. Yüce Allah, diyetten vazgeçmeyi teşvik için, diyeti sadaka olarak ifade etmiştir.
Eğer hata sonucu öldürülen kimse Müslümanlara düşman olan bir toplumda yaşayan bir Müslüman ise bu takdirde sadece mümin bir köle azat eder, ancak diyet ödemez.
Eğer öldürülen kimse Müslümanlarla barış ve güvenlik antlaşması bulunan bir toplumda yaşayan bir mümin ise, bu takdirde yine mümin bir köle azat eder ve ölenin ailesine diyet öder.
Eğer bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaya gücü yetmez veya günümüzde olduğu gibi özgürlüğüne kavuşturacak köle bulamaz ise, hata ile cana kıyan mümin peş peşe iki ay oruç tutar. Bir kölenin özgürlüğüne kavuşturulması veya peş peşe iki ay oruç tutması, hata ile insan öldüren müminin tövbe etmesi anlamına gelir.
b) Kasten öldürme
"Kasten öldürme"; bıçak, kılıç ve benzeri kesici bir âletle yaralamak veya silah, sopa, taş, ateşli silah benzeri bir şeyle vurmak veya zehirlemek, ya da boğmak suretiyle bilerek ve isteyerek öldürmektir.(Taberî, IV, 5/216-21 7; Kurtubî, V, 329)
Bakara suresinin 178. âyetine göre, kasten cana kıyan kimsenin dünyadaki cezası ölümdür.
Bu cezanın uygulanabilmesi ancak mahkeme yoluyla olup suç sabit olduktan sonra söz konusudur. Ölenin ailesi ve yakınları bu cezayı kendiliğinden uygulayamazlar.
Buna kan davası denir ki, bunu Peygamberimiz veda hutbesinde kesin olarak yasaklamıştır. (Müslim, Kasâme, 29, II, 1306)
Kan davası sonucu adam öldürmek de kasten adam öldürmedir.
Bakara suresinin 178. ve İsrâ suresinin 33. âyetlerine göre, ölenin ailesi kâtili affedebilir ve ölüm cezasının uygulanmamasını isteyebilir. Bu takdirde kâtil, ölenin ailesine diyet öder.
c) Kasta benzeyen öldürme
Öldürücü olmayan bir şey ile mesela küçük bir sopa ve taş ile öldürmeyi amaçlamadan vurma sonucunda meydana gelen öldürmeye "şiph-i amd" denir, (bk. Ahmed, II, 185) Bu tür öldürmede sadece ölenin ailesine diyet ödenir.
Peygamberimiz (s.a.s.), öldürmelerde ödenecek diyeti 100 deve olarak tespit etmiştir,
(Müslim, Kasâme, 6; Dârimî, Diyât, 12-1 3; Mâlik, Ukûl, 1-4) ancak deve üzerinde ısrar edilmemiş, altını olanlardan 1000 dinar, gümüşü olanlardan 12.000 dirhem, Hz. Ömer zamanında sığır yetiştirenlerden 200 sığır, koyunculardan 2000 koyun, elbise üretenlerden 200 kat elbise alınmıştır ki, bunların her biri o yıllarda yaklaşık olarak 100 devenin kıymetine eşittir. (bk. Tirmizî, Diyât, 1, IV, 10-12; Ebû Dâvûd, Diyât, 18, IV, 677-682; İbn Mâce, Diyât, 6, II, 878; Hayrettin Karaman ve arkadaşları, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsîr, II, 90. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2003)
3. Kasten cana kıyanlara Allah kızar ve lânet eder, onlar için ahi- rette büyük bir azap hazırlamıştır.
Kasten bir mümini öldüren kimsenin cehenneme atılacağının bildirilmesi ve bu suça ölüm cezasının verilmesi, insanları cana kıymaktan alıkoymaya, caydırmaya ve can güvenliğinin korunmasına yönelik olduğu gibi bu kimselere Allah’ın kızdığının, lânet ettiğinin ve âhirette büyük bir azap hazırladığının bildirilmesi de aynı amaca yöneliktir. "Ğadab"; intikam duygusu ile kalpteki kanın galeyana gelmesidir. Kızan insanın damarları şişer, gözleri kızarır, elleri titrer, ses tonu yükselir. "Gadab" kelimesinin Allah için kullanılması mecazîdir. "Allah’ın gazabı"; insanın inanç, söz, fiil ve davranışlarına razı olmaması ve bu kimseyi cezalandırması anlamına gelir.
Kur’an’da kasten bir mümini öldürenlerin dışında; göğsünü küfre açanlara, (Nahl, 106) münafıklara, müşriklere, (Fetih, 6) Allah hakkında tartışanlara, (Şûrâ, 16) nimetler konusunda azanlara, (Tâhâ, 81) İslâm uğrunda yapılan savaştan kaçanlara, (Enfâl, 16) müminlere kin tutanlara (Al-i im- rân, 119) ve yapamayacağı şeyleri söyleyenlere (Sâf, 2-3) kızdığı bildirilmektedir.
Allah’ın bir inanç, söz, fiil ve davranışa kızması, o inanç, söz, fiil ve davranışın günah olduğunun ve terk edilmesi gerektiğinin ifadesidir.
"Lânet"; kovmak, uzaklaştırmak ve beddua etmek demektir. Kur’an’da bu kelime; Allah’ın insanı âhirette cezalandırması, merhamet etmemesi, onu hayırdan mahrum etmesi ve insanların bir başkasına beddua etmesi anlamında kullanılmıştır. (Rağıb, s. 451; Kurtubî, XIV, 240; Hazin, I, 57, 232)
Kur’an’da kasten bir mümini öldüren kimselerin dışında; kâfirlere, (Bakara, 89) münafıklara, (Tevbe, 68) müşriklere, (Fetih, 6) Yahudile- re, (Mâide, 13) puta ve batıla inananlara, ’kâfirler, müminlerden daha doğru yoldadır’ diyenlere, (Nisa, 51-52) Allah ve Peygamberine eziyet edenlere, (Ahzâb, 57) İlâhî gerçekleri gizleyenlere, (Bakara, 159) zalimlere, (Al-i imrân, 86-88) iffetli kadınlara zina suçu isnat edenlere, (Nur, 23) Allah’a verdiği sözü bozanlara, bozgunculuk yapanlara, akrabalık bağlarını kesenlere, (Ra’d, 25; Muhammed, 22-23) Firavun ve kavmine ile ad kavmine (Kasas, 42) lânet ettiği bildirilmektedir.
Kasten bir mümini öldüren kimsenin dışında, Kur’an’da müşrik ve münafıklara da aynı şekilde kızdığı, lânet ettiği ve büyük azap hazırladığı, (Fetih, 6) Allah’a ve Peygamberine eziyet edenlere lânet ettiği ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırladığı, (Ahzab, 57) ayrıca kâfirler ve zalimler için alçaltıcı, elem verici, şiddetli azap ve alevli ateş hazırlandığı bildirilmektedir. (Nisa, 102, Ahzab, 8, 64; Mücadele, 15; Talak, 10; İnsan, 31)
Bir suça şiddetli azap hazırlandığının, bu suçu işleyenlere Allah’ın kızdığının ve onlara lanet ettiğinin bildirilmesi, o suçun büyük günah olduğuna işaret eder. Suçsuz bir insanı öldürmek de bu suçlar arasındadır. Şirk, küfür ve nifaktan sonra, en büyük günah cana kıymaktır.
Sonuç ve değerlendirme
Nisa suresinin 93. âyetinde; kasten bir mümini öldüren kimsenin cezasının, ebedî kalmak üzere cehennem olduğu ve bu kimseye Allah’ın gazap ve lânet ettiği ve bu kimse için âhirette büyük bir azap hazırlandığı bildirilmektedir.
Genelde Allah’ın gazabı ve lâneti iman etmeyenlere yöneliktir, cehennem de kâfirler için hazırlanmıştır. (Al-i imrân, 1 31) Tahlil ettiğimiz âyetin zahiri, kasten bir mümini öldüren kimselerin cehenneme atılacaklarını ve burada ebedî olarak kalacaklarını ifade etmektedir. Ancak Islâm’ın genel ilkelerini, Kur’an ve sünnet bütünlüğünü birlikte değerlendirdiğimiz zaman büyük günah bile olsa, inkâr etmediği ve haramı helâl, helâlı haram saymadığı sürece müminin dinden çıkmadığını, mümin olarak ölürse hâlinin Allah’a kalacağını, Allah’ın dilerse onu bağışlayabileceğim, dilerse suçu ve günahı nispetinde cezalandırıp sonra lütfü keremi ile cennetine koyacağını söyleyebiliriz.
"insan öldürmenin haram olduğunu kabul etmeyen kimse, ebedî olarak cehenneme atılır", veya "kasten bir mümini öldüren kimse, uzun süre kalmak üzere cehenneme atılır" veya "kasten bir mümini öldüren kimse -dünyada tövbe etmediği takdirde- ebedî olarak cehennemde kalır", veya "kasten bir mümini öldüren kimsenin tövbesi kabul olmaz, bu kimse âhirette cehenneme atılır ve orada ebedi olarak kalır", şeklinde âyete farklı yorumlar getirilmiştir. Bu yorumların en isabetli olanı, "bir insanı sırf mümin olduğu için öldüren" veya "insan öldürmenin haramlığını kabul etmeyen kimse", tövbe etmeden bu hâliyle ölürse, ebedî olarak cehennemde kalır, dünyada şartlarına uygun tövbe ederse tövbesi kabul olur, şeklinde yapılan yorumdur. Bu anlamı ifade eden hadisler de vardır. (Mesela bk. ibn Mâce, Edeb, 54, II, 1248)
Bu âyet, İslâm’ın can güvenliğine ne kadar çok önem verdiğine ve cana kıymanın çok büyük günah olduğuna da işaret etmektedir.
Yüce Allah, kasten haksız yere bir cana kıyan kimsenin cezasının ölüm olduğunu Kur’an’da bildirmiştir. Öldürülenin ailesi isterse, öldüreni affedebilir. Bu takdirde kâtilin, öldürülenin ailesine diyet ödemesi gerekir.
Bir cana kıyan kimsenin cehenneme atılacağının, bu kimseye Allah’ın kızdığının, lânet ettiğinin ve âhirette büyük bir azap hazırladığının bildirilmesi, insanları bu suçu işlemekten caydırmaya yöneliktir.