Makale

Sevgi Bahçesinin Gülü

Sevgi Bahçesinin
Gülü

Rabia Arı

Güvercinler yollasam senin diyarına ya da bulutlara anlatsam...
Yağmurlar sana kavuşunca dile gelirler mi acaba? Çiçeklere anlatsam, onlar rüzgârlara, rüzgârlar da fısıldar mı sana? Yoksa şu mavi sonsuzluğu delen minarelere çıkıp, haykırsam sana olan özlemimi, hasretimi, sevdamı... duyar mısın? Anlar mısın? Ağlar mısın benim gibi bilmiyorum...
Sevdam sana, özlemim sana, hasretim sana... Gözlerim ufuklarda hayalini arıyor. Hep sen diye bitap olan ben, ben miyim bilmiyorum. Beni ben yapan; yangınlarda yanan, şu sol yanımdaki. Yüreğimin zincirleri senin sevginde. Sen’din bana sevgiyi öğreten. Ben senden öğrendim sevmeyi. Yaralı gönüllere merhem sürmeyi, kanadı kırıkları sarmayı, her çirkinde bir cevher bulmayı senden öğrendim. Bin kez görsem de cefayı, sabretmenin taşları erittiğini, nasıl olur da zalimlerin yüreklerinin bir kor olup akmayacağını öğrendim. Bildiklerim hep senin eserin; onlar bende, ya sen nerelerdesin?
Sen yokken sevdalar da yoktu. Yürekler nasırlaşmış, taş oldu olacak. Akşam sefası sabahlara küs; salkım söğüt dertten yığılmış; nefret, bulutların beyaz gelinliklerinin üstünde kara katran bir leke... Selviler semaya hasret, kuşlar özgürlüğe, geceler gündüze, hayat sevgi ile yaşamaya hasret...
Ve birden "sen" geldin. Çorak topraklara, güneşin lavlarıyla kavrulan çöllere bir umman gibi düştün. Sevginle dünyaya can verdin. Sen geldin ya; artık akşam sefası her vakitle dost, salkım söğüt rüzgârla raks ediyor, bulutlar sevginin beyazına bürünmüş... Sen geldin ya; artık, selviler delmekte gökleri, kuşlar doyasıya devri âlemde, gece gündüzü, gündüz geceyi kovalıyor... Şenle hayat güzel, şenle hayat yaşamaya değer, sevgin h£r şeye bedel...
Sevgin sevgileri doğuruyor. Başlı başına sevgisin çünkü "sen". Her mahlûka bakışında, gözlerimin özlediği gözlerindeki ışıkta, merhametle dokunuşunda, dudaklarındaki tebessümde, ancak inanan yüreklerin bildiği, gördüğü sonsuzlukta var olansın. Bir anne yavrusunu basarken bağrına, bir sabi koklarken bir gülde senin kokunu, bir yiğit yüreğinde yareni; savaşırken cephede yüreklere akan kor ateşsin; yangın yeri gibi, hiç sönmemek üzere...
Dünyanın ruhudur sevgi. Yerin, göğün, yedi âlemin yaratılış sebebi, "0"nun "sana" olan sevgisi. İnsan özünü bulmuştu sevgide. Elmas yanında kömür olmuştur, sevgi yanında diğer duygular. İnsan yayından fırlamış, on ikiyi isabetleyecek, hedefinden şaşmaz oktur sevgi. Gerçek sevgi; sen’in bize duyduğundur. Sana verilmişken cennetler, "ümmetim" deyip, çileye göğüs germendir. Cebrail elinden tutup uçururken sen’i sırat’tan, bizler geçmeden geçmek istemeyişindendir. Bizler kurtulursak, ateşler içinde gönlünün bir gülistan olacağını söylemendedir. Sevgi, karşılıksız sevmendedir.
Sevginle kırdın nefret kilitlerini inanmayan yüreklerde. Zalimleri insafa sevgi ile çağırdın. Yeni doğmuş yürekleri sevgi ile yoğurdun; hamuruna inancı, merhameti, sadakati, cömertliği ekledin. Tohumlar serptin, bak gülistan şimdi bedenimiz.
Ne kadar fırtına sonrası kırık bir dal olsa da yokluğunda yüreğimiz, biliriz ki; sen hep buradasın, yanı başımızda, uçurumdan fırlarken elin hep ellerimizde, sevgin hep yüreğimizde...
Ama yazık bizlere! Şimdi en çok sevgiye, merhamete ihtiyacımız var, en az birbirimize sunduğumuz nefret kadehi kadar. Korku dolu çığlıklar kulaklarımızda, asırlık kör düğümler yüreğimizde... Aramızı bir pamuk ipliği tutuyor, kopmasına ramak var. Güçlenmelidir bu iplik dolanıp, dolanıp bir sicim, sonrasında halat olmalı. Öylesine güçlenmeli ki, kendisine yaklaşan nefret makasları karşısında çelikle yarışmalı. Ve bu ip ancak sevgi ile güçlenebilir, yeniden bir yağız at edasıyla şahlanabilir. Sevgine açız, sevgine susadık, sevgine muhtaç... Muhtacız çünkü senin sevgin cisme değil canadır. Hem dünya bahçesinin gülü insanı, hem de gülleri yaratanı sevdin. Sen, yaratılmışı sevdin yaratandan ötürü. Bizleri de muhakkak seversin. Biliriz ki sevgi denizisin.
Sen, baharın habercisi bülbül, kokuların hası gül, nergisin teninden çiğ tanesi, huzurun timsali gök kubbe, güven çınarı, dostluğa uzanan zeytin dalı, kelimelerin sustuğu, duyguların konuştuğu sevgi bahçesisin. Sen, "Allah’ım ! Sevgini, Seni sevenin sevgisini ve Seni sevmeye beni yaklaştıracak olanın sevgisini bana nasip et" diyensin. Sen, Hz. Muhammed’sin.