Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN

İnsan hakları, çağdaşlık ve birlikte yaşama gibi kavramların gündemi sıklıkla meşgul ettiği, ancak toplumsal duyarlılıkların azaldığı, bireyselliğin gittikçe arttığı günümüzde küçücük bir tebessüme, şefkatle uzanacak ellere muhtaç; belki unutulmuş, ama yine de bir umutla hatırlanmayı bekleyen yetimler var…

Hayatın bir kıyısında, gözlerinde çaresizlik, kalplerinde hüzün, alınlarında endişe çizgileri ile hayat mücadelesi veren, âdeta kendi kaderlerine terkedilmiş, kalabalıklar içinde yalnızlığa mahkûm olmuş, hep bir yanı eksik büyüyen kimsesiz çocuklar var…

Acımasız savaşların, doğal afetlerin ve felâketlerin mağdur ettiği, çağdaş dünyanın kanayan bir yarası olarak karşımıza çıkan öksüz ve yetimler var…

Hangi yetime el uzatırsanız uzatın, aynı heyecan ve aynı gülümsemeyle size yaklaştıklarını görürsünüz. Yüzlerinde sabah akşam anne ve babasızlığın hüznünü fark eder, hiçbir sevincin bu eksikliğin yerini dolduramayacağını sezersiniz...

Yetim evindeki gönüllü öğretmenler, günübirlik ziyaretçiler, güzel elbiseler ve hediyeler onları mutlu etse de, her bayram hüzündür, her akşam hüzündür yetim için. Bundan dolayı yetimin başını okşamak, ruhunu okşamak gibidir.

Anne ve baba, evlâdın en büyük sığınağıdır, yarınıdır. Anne yarındır; yarın ise gelecektir, umuttur. Baba ise çocuğun ruhunun limanıdır. Yetimin ise tek hüznü ve tasasıdır. Bu yüzden yetimlerin umudu ve güveni olmak için onların yarınını ve gönlünü kazanmak ne büyük bahtiyarlıktır.

Rabbimiz, Sevgili Peygamberimize, kendisinin de bir yetim olarak ilâhî koruma altında büyüdüğünü hatırlatıp akabinde de onun şahsında bütün müminlere şu uyarıda bulunuyor: “Öyleyse sakın yetime kötü muamele etme.” (Duha, 9)

İslâm’ın yetimlere karşı topluma yüklediği görev, aktif bir görevdir. Müslümanlar sadece yetime haksızlık etmekten kaçınmakla kalmazlar, onlara ayrıca iyi bir gelecek hazırlama konusunda kendilerini sorumlu hissederler. Çünkü yetimler bulundukları topluma emanettirler. Şehit çocuklarını bir baba şefkatiyle bağrına basan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) yetimin başını okşamayı bile iyilik ve hayır olarak değerlendirmiş; yetimleri koruyanların cennette kendisiyle birlikte olacakları müjdesini vermiştir. Öyleyse, en yakınımızdan başlayarak dünyanın en uzak ülkesindeki yetimlere kadar el uzatmak, onların yaşlı gözlerini silmek, rahmete erişmek için rahmet olmak zorundayız.

Diyanet Aylık Dergi, belki küçücük bir tebessüme ve şefkatle bakan bir çift göze hasret olan çocuklarımız için bu ayki gündem konusunu yetimlere ayırdı. Bu sayımızda konuyla ilgili birbirinden güzel, ilgi çekici ve anlam yüklü değerlendirmeler bulacaksınız.

“Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan fakiri doyur, yetimin başını okşa” hadisinin hepimize yol gösterici olması dileğiyle…


Dr. Yüksel SALMAN