Makale

Eyüp'te bir Kalenderhane

Eyüp’te bir
Kalenderhane

İsa Gürler
Eyüp Müftüsü

Özbek Tekkeleri, Orta Asya’daki Türk diyarlarından İstanbul’a göçmen olarak gelen, daha çok Özbek asıllı ve Buharalı vatandaşların barındığı bir mekândı. Buralarda kalan dervişler gündüzleri çarşıda pazarda bileycilik, lehimcilik, porselen yapıştırma, tütün ağızlığı satma gibi işlerle meşgul olarak geçimlerini temin ederlerdi. Akşamları da bir araya gelerek konuşurlar, sevgi ve dostluk içinde Ahmet Yesevî, Şirazlı Hafız ve Mevlânâ’nın divanlarını okurlar, Nakşî usulüne uygun hafî zikir meclisleri tertip ederlerdi. Bu tekkeler âdeta birer sosyal yardım, birer toplantı yeri, hatta birer kulüp niteliği taşımaktaydı.

İlk Özbek Tekkesi olan Eyüp Özbekler Tekkesi’nde bekâr dervişler kalmaktaydı. Bu sebeple tüm Özbek Tekkeleri bekâr dervişler anlamına gelen Kalenderhane ismiyle de anılmışlardır.

Osmanlı Devleti ve Osmanlı Devlet adamları Özbek Tekkeleri’ni desteklemiş, Tekkede pişirilen Özbek pilâvı için gerekli mutfak malzemeleri Osmanlı Devleti tarafından karşılanmış, Tekkenin bakım, onarım ve diğer ihtiyaçları için para yardımı yapılmıştır.

Kalenderhanelerin sosyal ve kültürel hayata büyük katkıları olmuştur. Tekke bünyesinde günümüzdeki meslek edindirme kurslarına benzer eğitimler verilmiş, gençlere marangozluk, demircilik, doğramacılık, oymacılık, dökmecilik, tornacılık, dokumacılık gibi meslekler öğretilmiş, işsizlerin iş güç sahibi olmaları sağlanmıştır.

Özbek Tekkelerinde yetişen şahsiyetler buraların bir ilim ve kültür yuvası haline gelmelerini sağlamışlardır.

Üsküdar Sultantepe Özbekler Tekkesi’nden Şeyh Mehmet Sadık Efendi, ebru sanatını ülkemize getiren ilk şahsiyettir. Oğlu Üsküdar Sultantepe Özbekler Tekkesinin en meşhur şeyhi İbrahim Ethem Efendi, babasından öğrendiği ebruculuğu devam ettirmiş, bu sanat dalında yetiştirdiği insanlardan biri olan Necmettin Okyay Güzel Sanatlar Akademisinde öğretmen olarak ebruculuğun yayılmasını sağlamıştır. İbrahim Ethem Efendi, kuyudan kendi kendine su çeken günümüzün su pompalarının atası sayılabilecek bir makine yapmış, 1869’da Mekteb-i Sanayi (bugünkü erkek sanat okulu) kurulduğunda Mithat Paşa tarafından buranın imalat müdürlüğüne getirilmiş, bir ara Kâbe’nin tamiri için Mekke’ye gönderilmiştir. Kâbe’nin tamirinde kullandığı malanın şefaatı olur ümidiyle vefatından sonra kendisi ile beraber gömülmesini vasiyet etmiştir. 1876 Osmanlı - Rus savaşında Üsküdar’da kurulan Milli Tabur’a komutan olmuştur.

1473 tarihinde inşa edilen Eyüp Özbekler Tekkesi’nin banisi ve en büyük şeyhi La’lizâde Abdül Bâki Efendi, yetim mahlasıyla şiirler yazmış, İstanbul kadılığı yapmış, devlet kademelerinde çeşitli görevlerde bulunmuş, medreselerde müderrislik yapmış, çok sayıda eser kaleme almış önemli bir şahsiyettir. Sergüzest, Mebde ve Mead, Tercüme-i Risale-i Ünsiyye, Tercüme-i Silsiletü’l-Arifin, Risaletü’l-Muradiye fi Tarîkati’n Nakşibendiyye en bilinen eserleridir.

Özbekler Tekkeleri’nin Milli mücadele tarihimiz açısından da önemli bir yeri vardır. İşgalci kuvvetlere karşı Anadolu’daki ilk direnişi başlatan İstanbul’dan Anadolu’ya geçen bazı milli kahramanlarımızın İstanbul’dan harekete geçtikleri ilk nokta Özbek Tekkeleri olmuştur. Özbekler Tekkesi’nden yola çıkarak Anadolu’ya geçen kişilerin arasında İsmet İnönü, Halide Edip Adıvar, Adnan Adıvar, Ali Fuat Cebesoy’un babası İsmail Fazıl Paşa, Mehmet Akif Ersoy gibi bir çok önemli şahsiyet yer almaktadır.

Üsküdar Sultantepe Özbekler Tekkesi şeyhi Atâ Efendi, İstiklâl Savaşı’nın gizli kahramanlarından biridir. Tekkesine taşınan silâh ve cephanelerinin İstiklâl Savaşı’na katılmak isteyen kimselerin İstanbul’dan gizlice Ankara’ya ulaştırılmasında büyük gayretleri olmuş, tekkesinin bir odasını adeta bir posta şubesi haline getirmiş, böylece uzun zaman işgalcilere sezdirmeden milli mücadeleye katkıda bulunmuştur.

Eyüp Özbekler Tekkesi, Orta Asya’dan gelerek hacca gidecek hacı adaylarının konakladıkları, misafir edildikleri bir mekân olarak da ön plâna çıkmıştır. Orta Asya’lı soydaşlarımızın Eyüp Özbekler Tekkesin’de konaklaması, tekkelerin kapandığı 1925 tarihine kadar devam etmiştir.

Eyüp Özbekler Tekkesi kompleksinden geride kalan, günümüzde varlığını muhafaza eden cümle kapısı, tevhidhane, sıbyan mektebi, Lâ’lizâde Abdülbâki Efendi’nin türbesi, Zalpaşa caddesi üzerinde Eyüp Müftülük sitesi alanındadır. Tekkenin cümle kapısı beyaz Marmara mermerleriyle kuşatılmış, barok kemerle bitirilmiştir. Abdülbâki Efendi’nin üstü açık, demir parmaklıklarla çevrili, beyaz Marmara mermeriyle inşa edilmiş türbesi, Eyüp Müftülük binasının bulunduğu tekkenin yola bakan kısmında, Sokullu Mehmet Paşa Çeşmesi’nin karşısındadır. Türbenin yanındaki Sıbyan mektebi ve Müftülük bahçesindeki Tevhidhane, küfeki taşı ve tuğla sıraları ile almaşık düzende örülmüş, sekizgen kasnağa oturan bir kubbe ile örtülmüştür. Tevhidhane binasının doğu cephesindeki duvarına III. Selim’in annesi Mihrişah Valide Sultan’ın kedhudası Yusuf Ağa tarafından barok stilde, beyaz Marmara mermeri ile inşa edilmiş bir çeşme 18. yüzyıl sonlarında ilâve edilmiştir. (Eyüp Sultan Sempozyumu)

SPOTLAR

Kalenderhanelerin sosyal ve kültürel hayata büyük katkıları olmuştur. Tekke bünyesinde günümüzdeki meslek edindirme kurslarına benzer eğitimler verilmiş, gençlere marangozluk, demircilik, doğramacılık, oymacılık, dökmecilik, tornacılık, dokumacılık gibi meslekler öğretilmiş, işsizlerin iş güç sahibi olmaları sağlanmıştır.