Makale

Osmanlı Devletinde Surre-i Hümâyûn ve SURRE ALAYLARI

KİTAPLIK

Osmanlı Devletinde Surre-i Hümâyûn ve SURRE ALAYLARI

İbrahim İLHAN
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzman Yardımcısı

YAVUZ Sultan Selim Halep’e girdiği vakit Halep Büyük Camii’nde ilk cuma namazında hatip, hutbeyi Yavuz’un adına okumuş, halifenin adını belirtmeyerek Yavuz’u “Hâkimü’l-Haremeyni’ş-Şerifeyen (Mekke ve Medine Hâkimi)” diye anmıştı. Yavuz Sultan Selim, hatibin bu ifadesine müdahale edip “Hâkim” kelimesini “Hâdim (hizmetkâr)” şeklinde düzeltmiştir.
Arapçada “para kesesi” anlamına gelen “Surre”, hac münasebetiyle Mekke ve Medine’ye yollanan hediyeleri ifade için kullanılmıştır. Haremeyn’e ilk kez Surre gönderilmesi Abbasi halifelerinden el-Muktedir Billah zamanında âdet olmuş, Fatımiler ve Kölemenler de bu âdeti uygulamışlardır.
Osmanlıda Haremeyn’e ilk kez Surre gönderen padişah Yıldırım Beyazıt olup, sonraları Yavuz Sultan Selim, Kanuni ile süreç devam etmiştir. Hatta Arabistan ve Suriye havalisinin Sultan Vahdeddin döneminde Osmanlı topraklarından ayrılmış olmasına rağmen halife sıfatıyla Haremeyn’e hediyeler gönderilmiştir.
Mekke ve Medine’ye hediyeler göndermenin üç önemli temel amacı vardı. Bunlardan birincisi ve en önemlisi bu kutsal beldelere olan saygınlığı ve muhabbeti göstermek, ikincisi, bağımsızlık ve hükümranlığı ilan etmek, üçüncüsü de Osmanlıda saltanat değişikliğini Haremeyn sakinlerine duyurmaktı.
Konuyla ilgili olarak Prof. Dr. Münir Atalar’ın DİB Yayınları arasında yer alan “Osmanlı Devletinde Surre-i Hümâyûn ve Surre Alayları” adlı çalışması bir giriş üç bölümden oluşmaktadır.
Yazar, giriş bölümünde Surre kelimesinin semantik tahliline ve Osmanlılara değin Surre’nin kısa bir tarihçesine yer vermiştir.
“Osmanlılarda Surre” adıyla başlayan birinci bölüm, üç ana başlık altında incelenmiş olup, birinci kısımda Osmanlı Devletinin kuruluş döneminde Surre ile ilgili malumata yer verilmiştir. İkinci kısımda Hicazın Osmanlı topraklarına katılmasından sonraki dönem olan Yavuz ve Kanuni dönemine ait Surre’ye değinilmiş; üçüncü kısamda ise II Selim’den V. Mehmed (Reşad) dönemine kadar Surre ile ilgili bilgilere, Surre defterlerine dayandırılarak arşiv bilgi ve belgeleriyle sunulmuştur.
Atalar, ikinci bölümde, Surre-i Hümayun Törenlerine, Surre alayların güzergâhlarına, yol güvenliğine ve dönüşteki törenlere değinmiştir. Gönderilen hediyeler ve miktarları, yapılan törenler tafsili olarak açıklanmıştır. Kara, deniz ve demiryollarıyla yapılan sefereler anlatılmış olup hac yolunda menzilhaneler (konaklama yeri) hakkında bilgi vermiştir.
Üçüncü bölümde Surre görevlileri ve Surre ile ilgili terimleri açıklayan yazar, Surre Emini, Müjdeci, Kaftan Ağası, Emirü’l-Hac, Curde, Akkâm, Name-i Hümayun vs. kavramlarını ele almış konu hakkında tafsili açıklamalarda bulunmuştur.
Osmanlı Devletinde Surre Alaylarının anlatıldığı bu eser, hem üslup hem de içerik bakımından oldukça doyurucu bir eserdir. Özellikle eserin hazırlanmasında Başbakanlık Osmanlı Arşivi ile Topkapı Sarayı Müzesi Arşivine dayandırılarak hazırlanmış olması tarihi bilginin doğruluğunu ispat açısından önemlidir. Ayrıca bu araştırma yazarın da ifade ettiği gibi “Osmanlılar, Arap ülkelerini sömürme ve koloni haline getirme gibi, herhangi bir emperyalist düşünce ve teşebbüse asla sahip olmamışlardır” düşüncesinin bir nevi kanıtı niteliğindedir.
Prof. Dr. Münir ATALAR tarafından kaleme alınan ve DİB Yayınları arasında yer alan eser 384 sayfadır. Eserin 2015 yılında 3. baskısı gerçekleşmiştir.